gizem's profileİnsanlar başaklara benze...PhotosBlogGuestbookMore Tools Help

 

 

Sevgide güneş gibi ol,

 Dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol,

Hataları örtmede gece gibi ol,

 Tevazuda toprak gibi ol,

 Öfkede ölü gibi ol,

 her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.


Comments (148)

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

To add a comment, sign in with your Windows Live ID (if you use Hotmail, Messenger, or Xbox LIVE, you have a Windows Live ID). Sign in


Don't have a Windows Live ID? Sign up

her ne olursan ol ya olduğun gibi görün ya göründüğün gibi ol  dost
Oct. 30
 

 

Es-selamün Aleyküm Kardeşlerim...  

Kadir gecesi, içerisinde Kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlıdır. Kur'ân-ı Kerim de bu gecenin faziletini belirten müstakil bir sûre vardır. Bu sûrede yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:
Doğrusu biz Kur'ân'ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır. Melekler ve Cebrail o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tanyerinin ağarmasına kadar bir esenliktir. " (Kadir sûresi, 97/ 1-5)

Kadir Gecesi’ni, namaz kılarak, Kur’ân-ı Kerim okuyarak, tevbe, istiğfâr ederek ve dua yaparak değerlendirmeli.
Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletlidir. Kazası yoksa nafile kılar. Süfyan-ı Sevrî: “Kadir Gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir. Kur’ân okuyup sonra dua etmek daha güzeldir.” (Tecrid-i Sarih Tercemesi, VI, 313) demiştir.

 Hz. Aişe validemiz demiştir ki; Rasûlullah (sas)’e: “- Ey Allah’ın Rasûlü! Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?” diye sordum. Rasûlullah (sas):
“- Allahümme inneke afüvvün tühıbbü’l-afve fa’fu annî: Allah’ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet.” diye dua et, buyurdu (Tecrîd-i Sarih Tc. VI, 314).
Bu gecenin öyle bir anı vardır ki o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur. Bu önemli anı yakalamak için gecenin bütününü tevbe ve istiğfar ile geçirmek gerekir. Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua etmelidirler....
 

Bu Mübarek Gecede O'nu hakkıyla yerine getirenlerden olmak dileğiyle...

Kalpleriniz Kadir gecesinin feyz ve bereketi ile dolsun.
Bütün müminler kadir gecesinde indirilen KURAN`ın ve elçisinin şefaatlarına nail olsun İNŞAALLAH...

 

 RABBİM YAR VE YARDIMCIMIZ OLSUN

Sept. 15
http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook
 

 İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
 Hadis-i şerifte, (Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılır, yetmiş ikisi Cehenneme gider, yalnız bir fırkası kurtulur. Bu  fırka, benim ve Eshabımın yolunda gidenlerdir) buyuruldu. Bu fırkaya Ehl-i sünnet denir.
(2/67)

 rabbim yar ve yardımcımız olsun.

Aug. 16
gizemwrote:

Mevlâna’nın Namaz Değerlendirmesi, Mesnevî’den…

Namaza tekbir getirip başladıklarında, kurban misali bu âlemden çıktılar. Çünkü imamın ‘Allahü Ekber’ demesinin manası şudur:

- İlahi! .. biz senin huzurunda kurban olduk!…

O sırada beden İsmail, can da İbrahim (sav) gibidir ki can, bedenin heva ve hevesini kesmek için tekbir getirmiştir.

İşte o zaman beden, şehvetlerden ve hırslardan ölüp kurtulmuş, kul namaza başladığında :

- Bismillâhirrahmânirrahim, diyerek boğazlanmıştır.

Namaz kılanlar kıyamet gününde Allahu Teâla’nın huzurunda nasıl ki saflar halinde duracaklar, aynen o şekilde nefislerini hesaba çekerek, Rablerine yalvararak gelirler.

Allah’ın huzurunda göz yaşı dökerler. Kıyamet gününde kabirden kalkıp mahşer yerinde dikilir gibi namazda kıyam ederler. Cenab-ı Hak onlara şöyle der :

-Sana verdiğim süre içinde ne kazandın, bana ne getirdin ?
-Ömrünü hangi amelde bitirdin ?
-Rızkını ve kuvvetini hangi işte tükettin ?
-Gözünün cevherini nerede eskittin ?
-Beş duyu organını nerede kullandın ?
-Sana bel ve kazma gibi el, ayak verdim. Ben onları kendi lütfum ile bağışlamıştım. Ne oldular ?

Onlar bu halde iken sorular ardı ardına gelir. Soruya muhatap olan utancından iki kat olup rüku halini alır. Zira utandığından ve ayakta duracak hali kalmadığından, Allahu Teâla’yı tesbih eder :

-Sübhane Rabbiyel Azim, der. Cenab-ı Hak :

-Ey Kulum ! Başını kaldır da sorularıma cevap ver, diye ferman eder.

Kul mahcup bir halde başını kaldırır ama ayakta duramaz.Hemen secdeye kapanır. Bu kez ona :

-Secdeden başını kaldır, yapmış olduklarını anlat, denir.

Fakat kul, mahcup olarak başını secdeden bir ara kaldırsa da duramaz. Hemen yüz üstü kapanır. Cenab-ı Hak tekrar :

-Başını kaldır ve açıkla! Yaptıklarından birer birer hesap soracağım , buyurur :

İşte bu heybetli hitaplar o kulun ruhuna tesir eder. Artık ayakta duracak hiç hali kalmamıştır. bu ağır yükün tesirinden dolayı ayakları üstüne otura kalır. Cenab-ı Hak bu halde iken ona :

-Anlat şu halini! Sana nimet vermiştim. Nasıl şükrettiğini söyle. Sana sermaye vermiştim, nasıl tükettiğini göster !..der.

Ve….Kul, bir çıkış yolu bulabilmek için sağ tarafına selam vermek üzere, nebilerin ve meleklerin bulunduğu tarafa yönelir :

-Esselâmu Aleyküm Ve Rahmetüllah, der.

Bunu yapmakla, ‘ey manevî rehberler! ..Şefaat ediniz ki bu kötü kuşun ayağı ve dili çamura batmış, kurtulsun’ demek ister.

Onun bu sözü üzerine peygamberler ona şöyle der :

-Biz dünyada iken sana çare idik. Orada salih amellerde bulunmadın. Şimdi vakitsiz öten kuş gibisin. Ey talihsiz kişi !.. Git, kanımıza girme.

Onlardan bir fayda göremeyen kul, bu kez sol tarafa aile ve yakınlarının bulunduğu tarafa, soluna yönelir :

-Esselâmu Aleyküm Ve Rahmetüllah, der. Onlar da :

-Sus !.. Bizden yardım isteme. Biz kim oluyoruz ki sana yardım edelim.Bizden el çek, derler.

Zavallı ne o taraftan ne de bu taraftan bir fayda görür. Ruhu çaresiz kalır: Kalbi parça parça olur. böylece ümitleri tükenmiş bir halde Allahu Teâla’ya yalvarmak için ellerini yukarı kaldırır :

-Ya Rabbi!.. Artık ümidim kalmadı. Sığınacak tek kapım sensin. Senin rahmet ve mağfiretinde son yoktur, der.”

 

 
May 12

http://mursit-htp5858.spaces.live.com/guestbook

İslâm Kardeşliği:

Resulullah Aleyhisselâm Medine'ye gelişinin ilk günlerinde bir yandan Mescid-i nebevî'yi inşa ederken, bir taraftan da müslümanlar arasında kardeşlik bağlarını kuvvetlendirmeye çalışıyordu.

Mekkeli müslümanlar dinleri uğruna mal ve mülklerini terkederek Medine'ye göç etmişler ve "Muhâcir" olmuşlardı. Medineli müslümanlar da kendilerine sığınan bu Muhâcirler'i bağırlarına basmışlar, her türlü yardımı yapmışlar ve "Ensâr" adını almışlardı.

Zaten Medine'liler Muhâcirler'i daha ilk geldikleri gün evlerine almak için birbirleri ile yarışa girmişler, onları paylaşamadıkları için kura çekmek zorunda kalmışlardı.

Resulullah Aleyhisselâm Ensâr ile Muhâcirler arasındaki sevgi ve samimiyeti güçlendirmek için, her iki tarafın da bütün âile reislerini topladı. Daha sonra da bir Muhâcir ile bir Ensâr'ı mizaçlarına uygun olarak hak ve eşitlik esasına göre birbirleriyle kardeş yaptı.

Kurulan bu kardeşlik antlaşması neticesinde Medineli âilelerden her birinin reisi, Mekkeli müslümanlardan bir âileyi alıp evlerine götürdüler. Kardeşlerini mallarına ortak ettiler. Bu kadarla da kalmadılar: "Yâ Resulellah! Hurmalıklarımızı da Muhâcir kardeşlerimizle aramızda paylaştır." dediler.

Resulullah Aleyhisselâm: "Hayır öyle olmaz!" buyurdu. Ensâr bir başka fikir ileri sürdüler. "Muhâcir kardeşlerimiz tımar ve sulama işini yapsınlar, biz de ekip biçeriz, sonra da çıkan mahsulü aramızda pay ederiz." dediler. Resulullah Aleyhisselâm bunu uygun buldu. İki taraf da: "İşittik ve itaat ettik!" diyerek bu tensibe râzı oldular.

Resulullah Aleyhisselâm bu kardeşlikle, iki taraf arasında mânevî bir alış-veriş köprüsü kurmuş oldu. Onlar maddî bakımdan Muhâcirler'e yardımcı olurken, çeşitli işkence imtihanlarından başarı ile geçen Muhâcirler; ALLAH'ın dininde sebat dâvâsında edinmiş oldukları tecrübeleri Ensâr kardeşlerine aktarıyorlardı.

Kardeşler birbirine o kadar bağlandılar ki; öz kardeşlikten de ileri, emsalsiz bir kardeşlik husûle geldi. Yalnız sağlıklarında değil, vefatlarında bile bu kardeşler birbirlerine vâris oluyorlardı. Ancak bu hüküm, Bedir savaşından sonra nâzil olan bir Âyet-i kerime ile kaldırıldı. Muhâcirler'in her biri ellerinden gelen gayreti göstererek, mümkün oldukça kimseye yük olmamaya çalışıyorlardı.

hayırlı günleriniz olsun

RABBİM yar ve yardımcımız olsun

May 5
duygu canwrote:
 
Apr. 28
gizemwrote:
 

Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belâlar iner!

 

 

Hz. Ali (ra) anlatıyor: Resûlullah Efendimiz (SAV) bir gün:

“Ümmetim on beş şeyi yapmaya başlayınca ona büyük belâlar iner!” buyurdu. Yanındakiler:

“Ey Allah’ın Resûlü! Bunlar nelerdir?” diye sordular.
Resûlullah Efendimiz (SAV) şöyle buyurdu:

“1- Millî servet, fakir fukaraya uğramadan sadece zengin ve mevki sahibi kimseler arasında gidip gelen bir metâ haline gelirse,

2- Emanet ganimet ve fırsat bilinip hıyanet edildiği zaman,

3- Zekât (ödemeyi ibadet bilmeyip bir angarya ve) ceza telâkki ettikleri zaman.
4- Kişinin karısının kötü emirlerine itaat ettiği zaman,

5- Anne hukuku sıkça çiğnendiği zaman,

6- Baba hukuku sıkça çiğnendiği zaman.

7- Arkadaşın kötü emirlerine itaat arttığı zaman,

8- Mescitlerde (rızay-ı İlâhî gözetmeyen husûmet, alış-veriş, eğlence ve siyaset vs. ile ilgili sesler yükseldiği zaman.)

9- Kavme, onların en alçağı reis olduğu zaman;

10- Zorba kişiye zararı dokunmasın diye hürmet edildiği zaman;

11- Şarap meşrû sayılarak içildiği zaman,

12- İpek (haram bilinmeyip erkekler tarafından) giyildiği zaman;

13- Şarkıcı kadınlar arttığı zaman;

14- Türlü çalgı âletleri arttığı ve sıkça çalınır olduğu zaman,

15- Bu ümmetin sonradan gelen nesilleri, önceden gelip geçenlere (çeşitli ithamlar ve bahanelerle) hakaret ettiği zaman artık kızıl rüzgârı, zelzeleyi, yere batışı veya suret değiştirmeyi ya da gökten taş yağmasını bekleyin.”

 

Apr. 24
duygu canwrote:

Image Hosted by ImageShack.us  Image Hosted by ImageShack.us

CUMANIZ MÜBAREK  OLSUN.

Cuma günü evde kalma,Dünyanın isine dalma,
Sevabı çok, mahrum olma,Bu mübarek Cuma günü.

Perşembe,den işi bitir.Tevhide tesbihe otur.
Durmadan selavat getir.Bu mübarek Cuma günü.

 Gökten melekler dökülür.Nurdan direkler dikilir.
Şeytanın beli bükülür.Bu mübarek Cuma günü.

 Müminlere o gün sefa,Hafta da gelir bir defa,
Günahlar uğrar affa,Bu mübarek Cuma günü.

Kur’an dinlerken konuşma,Gıybet etmeye çalışma,
Düşmanına dahi küsme,Bu mübarek Cuma günü.

Büyüklere hürmet .et.Yetimlere merhamet et.
Komşuları ziyaret et.Bu mübarek Cuma günü.

Ellerin varmasın işe,Geçirme ömrünü boşa,
Çal başını taştan taşa,Bu mübarek Cuma günü.

Gökten sancağımız iner.Altında melekler döner.
Resul ümmetini bilir,
Bu mübarek Cuma günü.

 

Arşın kubbelerine adı nurla yazılan
İsmi semâda AHMED  yerde MUHAMMED olan
Yedi katlı göklerde Hak cemalini bulan
Evvel ahir yolcusu ya Hz.MUHAMMED (s.a.v.)
Duanız kabul, ameliniz makbul hizmetiniz daim olsun.

Image Hosted by ImageShack.us          Image Hosted by ImageShack.us

Apr. 24
duygu canwrote:
Söyle neden susuyorsun,
Bu suskunluk çaresizlikten mi?
Yoksa uyulması gereken bir edep den mi?
Ya da kelamsızlığın hüküm sürdüğü bir bahada mısın?
Belki de heybende durumunun izahına uygun söz kalmamıştır.
Ve yahut faniliğin yorgunluğu sinmiş iyiden iyiye lal diline.
Şimdi susma haykır, avazın çıktığı kadar
Sevgilerini, kırgınlıklarını, umutlarını, hayallerini…
Bir sonraki vakte ertelediğin tövbelerini,
Helallik alman gerekenlere seslensene,
Hadi Sevdiklerine gel desene,
Ya da seni bekleyenlere gelmiyorum.
Çığlıklara bürüsene pişmanlıklarını,
Gidişinle bom boş kalacak avlulara,
İçten içe ettiğin ahları yankılandırsana…

Söyle neden bakmıyorsun,
Kör kuyuların derinliklerine mi saldı gördüklerin?
Pişman mısın, yoksa maddedeki manayı görememekten?
Oysa baktıkların göreceklerinin bir yansıması değil miydi?
Ya da ferini mi kaybetti gözbebeklerin,
Göz kapaklarına ağır mı geliyor artık fanilik.
Yoksa derin uykuya mı teslim ediyorsun benliğini.
Şimdi baksana hayran hayran baktıklarına
Sana kalır sandığın dünyanın semasında gezdirsene gözlerini
Dünyalıklara döktüğün onca gözyaşını bir kez de kendine akıtsana
Meftun olduğun tan ağarışında, seher kızıllığında kaybolsana
Adımlarınla aşamadığın mesafeleri gözlerinle aşsana
Sevdiğinin gözlerine dalıp unutulmamayı haykırsana
Suskun diline inat, lugat bilmeyen gözlerini konuştursana…



Söyle neden duymuyorsun
Bu güne dek duyduklarından mı korkuyorsun?
Ya da duymak istemediklerin mi kaldı geride?
Yoksa sessizliğin koylarında mı arıyorsun kaybettiklerini?
Sessizlikte kendini mi buluyorsun?
Şimdi aç kulaklarını dinle son söylenenleri,
Arkandan yakılan ağıtları, gidişinin yüreklerdeki yankılarını
Yüreğine dokunduklarının yürek yakan hitaplarını
Kendine itiraf edemediğin pişmanlıklarını
Seni uğurlayanların ayak seslerini
Semada yankılanan sala namelerini
Kubbeden senin için son kez hüzün türküsü söyleyen kuşları,
Hiç değilse, başucunda esen veda rüzgarının uğultusunu duysana…


Söyle neden dokunmuyorsun,
Yoksa kollarında dünyalığın mecalsizliğimi hüküm sürmekte?
Ya da ellerinden bir şeyler mi dökülüp gitmekte?
Dokunduklarının sızısını mı hissediyorsun derinliklerinde?
Şimdi sarılsana sarılmaktan doymadıklarına,
Dokunsana gözyaşlarını yüreğine akıtanlara,
Veda güllerini sevdiklerinin saçlarına dolasana,
Benim dediklerini yanında getirsene
Yüzüne savrulan toprakları ellerinle silsene
Boşlukları dolduracak duvarlar örsene
Hadi ne duruyorsun seni sürükleyen ölümün ellerinden
Gücün yetiyorsa bir çırpıda ellerini çeksene…

Söyle neden koşmuyorsun,
Dizlerindeki takatsizlik ömür maratonundan mıdır?
Varılacak son noktaya mı vardın?
Yoksa hayatın hengamesin den yorulup düştün mü?
İyiden iyiye yorgunluğa teslim mi oldun?
Şimdi koşsana sevdiklerine,
Ahiretini ertelediğin işlerine harcasana tüm takatini,
Kalkıp gitsene seni bırakıp gidenlerin arkasından,
Kaç sana köşe bucak kaçtıklarından,
Bilinmez diyarlara yürüsene arkana bakmadan,
Yorulmak bilmeyen ayaklarınla iyi amellere koşup,
Yakanı bırakmayacak kötülüklerden kaçabildiğince kaçsana…

Söyle neden hissetmiyorsun,
Son nefesin koynuna mı saldın tüm hissettiklerini?
Duran kalbine mi gömdün, seninle gömülecekleri?
Sessizliğinden hissediliyor, son sözün sende olmadığı,
Gözlerinden görülüyor, bilinmeyen ummanın sonsuz koyları,
Duymak istemeklerinde duyuluyor, amansız günün sancıları,
Avuçlarına bırakılıyor, sonsuzluğa akıp giden veda duaları,
Yorgunluğundan anlaşılıyor, bu yolların uzun ve çetin oldukları,
Duruşundan okunuyor, herkesin bir gün yaşayacakları…
Ve çok çabuk unutuluyor, her canlının muhakkak ölümü yudumlayacağı…
Apr. 21
 
Jan. 14
Alp Türkwrote:
DİNMEDİ BU SANCI DİNMEZDE
ARAP ARABA DÜŞMAN
BİLMEZMİSİNİN EY GAFİL HALK
MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR
 
   
YA SEN İSRAİLOĞLU
KANLA BÜYÜTTÜĞÜN BU NEFRET
KANLA YIKANIR ANCAK BİLMEZMİSİN
BİLMEZMİSİN VARLIĞINI MUHTAÇ OLDUĞUN
BU MİLLET
YOK ETMESİNİDE BİLİR ELBET
 
 
 
SİLAHIMIZIN KININDAN ÇIKMA
VAKTİYSE BUGÜN
UNUTMA ÇIKINCA KILIFINA GİRMEZ
BİRDAHA
 
 
Jan. 14
Alp Türkwrote:
 
Photobucket
Dec. 16
Alp Türkwrote:
 
 
Büyüğünü , küçüğünü,
Ünlüsünü , ünsüzünü,
Hem  bugünü , hem de dünü
Geleceği seviyorum.
 
Sözlerin en güzeli
Sevgi sevgi  yine sevgi.
Allah vermiş  bu  nimeti
Sevenleri  seviyorum.
 

 

Image Hosted by ImageShack.us

 

 

Teslimiyet

Hz İsmail, Hz İbrahim’e saçı sakalı ağardığı bir zamanda verilen bir müjdeydi; fakat bir son değil yepyeni bir başlangıçtı. O’nun ardından “İshak” gelecekti “Sare” anneden.

Hz. İsmail’in neslinden son peygamber Hz. Muhammed, Hz. İshak’ın neslinden Hz. Yakup, Hz. Yusuf, Hz. Musa, Hz. Harun, ve daha nice peygamberler gelecekti.

Hz İsmail muhteşem bir teslimiyet sembolüdür.

Önce bir müjde olarak çıkar karşımıza, ardından babası İbrahim’in, annesi Hacer’in ve manevi annesi Sare’nin sınandığı bir imtihan olarak.

Ardından daha adı dahi koyulmamış Mekke yolunda çıkar karşımıza. Çölde ağır aksak ilerleyen iki silik iz. Bir yanda nebi İbrahim, diğer yanda cefakar anne Hacer ve elde bir küçük bebek: İsmail.

Allah’ın emriyle konaklayan, Allah’ın emriyle ilerleyen ve Menzile doğru yol alan bir küçük kafile.

Menzil ki ne menzil. Ne ağaç var ne de su. Ev yok, ocak yok, insan yok.

Yer ateş, gök ateş gönüller ateş.

Soruyordu Hacer kadın kutlu nebiye. “Bunu sana  Rabbin mi emrediyor”. Evet diyordu bir kısık ses ve gerisi duyulmaz oluyordu seslerin.

Ardından, bu çöl ikliminde, susuzluktun kıvranan çocuğunun hayatından endişe duyan ve belki bir su bulurum umuduyla iki tepe (Safa ve Merve) arasında koşuşturan ve dilde dua Allah’a yalvaran bir kadın: Hacer; Allah’a güvenin ve sabrın sınavında.

İşte bu sabrın hediyesi zemzem ve say; artık iki direk arasından ibaret kalan o büyük semboller Safa ve Merve

Ardından yine sınav ve İsmailce dilde yine o teslimiyet:

İsmail “Babacığım” dedi, “sana emredilen neyse onu yap. Allah’ın izniyle beni sabredenler arasında bulacaksın.”

Babası “Yavrucuğum, rüyamda seni kurban ettiğimi gördüm. Bir düşün, ne dersin” diyordu. O güzel dilde işte bu teslimiyet. Bu teslimiyetin hep birer hediyesidir: Kurban, Kabe, Hacc.

“Hani İbrahim ve İsmail evin (Kabe’nin) temellerini yükseltiyor ve şöyle dua ediyordu. Ey Rabbimiz! Bizden kabul buyur. Şüphesiz sen işitensin bilensin.


Ey rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle ve bizim soyumuzdan sana teslim olacak bir topluluk çıkar. Bize ibadet yollarını göster ve tevbemizi kabul buyur. Şüphesiz yalnız sensin tevbeleri kabul eden ve rahmet eden. (Bakara:127,128)

İşte bu duanın bir sonucuyum ben diyordu  Hz. Peygamber. Ardından bir çağrı da kutlu nebi Hz Muhammed’e geliyordu.

“Resûlüm kitap da (Kur’an da)  İsmail’i de an. Gerçekten o sözüne sadıktı ve bir peygamberdi. Halkına namazı ve zekatı emrederdi. Rabbinin katında beğenilen bir kimse idi” (Meryem: 54,55)


En büyük ibadet, yaratılış amacımız olan alemlerin rabbi olan Allah’a teslim olmaktır.

 

 

Mevlananın  gel  dediği
Yere  doğru  gidiyorum.
Sevabımla  günahımla
Nura  doğru  gidiyorum.
 
Ol  Yunus 'un  ateşiyle
Tutuşmaya  gidiyorum.
Dost  kervanı  gelmiş  geçmiş
Yetişmeye  gidiyorum.
 
Hem  güzeli, hem  çirkini
Sevenlere  gidiyorum.
Bir  lokmanın  yarısını
Bölenlere  gidiyorum.
Mevlananın  gel  dediği
Yere  doğru  gidiyorum.
Sevabımla  günahımla
Nura  doğru  gidiyorum.
 
Ol  Yunus 'un  ateşiyle
Tutuşmaya  gidiyorum.
Dost  kervanı  gelmiş  geçmiş
Yetişmeye  gidiyorum.
 
Hem  güzeli, hem  çirkini
Sevenlere  gidiyorum.
Bir  lokmanın  yarısını
Bölenlere  gidiyorum.
Mevlananın  gel  dediği
Yere  doğru  gidiyorum.
Sevabımla  günahımla
Nura  doğru  gidiyorum.
 
Ol  Yunus 'un  ateşiyle
Tutuşmaya  gidiyorum.
Dost  kervanı  gelmiş  geçmiş
Yetişmeye  gidiyorum.
 
Hem  güzeli, hem  çirkini
Sevenlere  gidiyorum.
Bir  lokmanın  yarısını
Bölenlere  gidiyorum.,,,
 
peygamber efendimizin güzel sözleri(hadis-i şerifler) resimleri - islamiyazilar.com

alp

Dec. 12
Alp Türkwrote:
 
bir yalnızlık büyüttüm saksıda,
hiç ayırmadım yanımdan
ben ona su verdikçe
o büyüdü içimde
onu büyütürken
kendimi anlattım ona
bir masal gibi....
acıdı bana mutlu ol dedi,
onla ol dedi
sonra boynunu büktü,sarardı,soldu....
o sırada sen geldin bana
belki
en iyi arkadaşımı kaybettim ama seni aşkımı kazandım.
belki kötü bir arkadaşım ama onu hiç özlemedim
hatta seni ondan daha çok sevdim

aşkımızı suladık birlikte
kalbimizde tomucuklar açtı
ama sen o tomurcukları boynundan koparıp gittin...
şimdi yine eski dostum yalnızlıklayım
biliyormusun
o senden daha
vefalı
enazından senin gibi
beni bırakıp gitmiyor....
"http://img87.imageshack.us/img87/1506/14xe2ha9.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
git sen..
ben boyarım çatlaklarını duvarların..
harcını sulamayı unutma sevdamızın..

git sen..
ben tutarım hesabını sensiz ayların..
sen sadece kendini üzülüyor sanırsın..

git sen..
ben resmini çizerim gözlerinin karasının..
ne ben akıllıyım artık ne de sen şapşalsın..

git sen..
ben bakarım ardından ayaklarının..
gözlerimde yaş bırak ki pınarları kurumasın..

bütün sokaklarım sana doğru..
git sen..
tutmak istiyorum
giderken seni..
avuçlarım yosun bağlamış..
gittin diye
söyleyemediklerimi bi bilsen..
ama boşver yine de..
git sen..
git.
"http://img112.imageshack.us/img112/5206/sfsfsdkb4.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
"http://img406.imageshack.us/img406/4967/42069816me5.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

 

slm ve dua ile kalman dileğiyle arkadasım.

 

                  

alp

Nov. 28
Alp Türkwrote:
 
 
Image Hosted by Resim Ekle
 
 
 
 
 
ALP
Nov. 28
Alp Türkwrote:
 
 
 

Geriye bakinca düsünüyorum

hayatimda ne kaldi bana diye..

Saf bir Keder ve Hüzünden kalma bir gözyasi elimde

Ve düsünüyorum,

Güller suyu bol olsa yine solarmi diye..

 

Hatiralar bende kaldi, gölgem sanki

Sizlatir icimi ondan kalma kirintilar

Zalimin yüregi sizlarmiki?

Gönlüme söz gecirmek zor

Cevabimi bildigim icin, unut demeye dilim varmiyor..

 

Simdi yerlerdeyim, yakasinda tasiyamadi beni

Yerlerde sürüklemeyi marifet bildi

Catalini yüregime öyle bir batirdiki..

Yildiz gibi, önce parladi sonra kayip gitti, ben baka kaldim

Mühürü kalbimde, eserinin imzasi gözyasim..

 

Sen sustunmu hic günlerce?

Günlerce gözlerini kirpmadan tek bir yöne baktinmi

Aglarken, Gözünden akan yasin yanaklarindan süzülüsüne dikkat ettinmi?

Sen tam kosmak üzere iken dizlerinin üsütne yigildinmi?

 

Simdi tutukluyum..

Hatiralarinla tek göz odada oturuyorum

Onlarla doyup onlarla uyuyorum

Kelepcelerim sevgin..

 

 

alp

Nov. 27
Alp Türkwrote:
 
 
ALLAH'IM  BİZ   MÜMİN  KULLARINA  YARDIM  ET
 
 
                     

2230ym0hm2cn2fk

 

                     

Turk_Bayragi

 
alp türk

Nov. 24
Alp Türkwrote:
 
 
 
      
 
 
 
 
alp
Nov. 21
adsızwrote:

 

Herkesin yanmak istediği bir cehennemdir senin kalbin. Bir kez kapılanın bir daha kurtulamadığı bir girdap,

bir günah kuyusudur.

Kimselere anlatamıyorum hikayemi.

Kimselere açıklamıyorum

seni severken üstlendiğim suçları.

selam ve saygılar

hayırlı geceler

Nov. 18
emre emrewrote:
Hayırlı akşamlar dilerim kardeşim! Allah'a emanet olun.
Nov. 11

Hayatımın sonbaharına

Mutluluk naftalin kokan sandıklarda gizlidir
Sevgiyse kör ve topal
Ondadır hazan hüznü kokan acılar omuzlarımda
Yüreğim aksak,umutlarım kırık



Yalnızlığı dağıtacak rüzgarlar bekliyorum
Seni düşününce buz kesen kalbimi ısıtacak
Mektuplar yazıyorum
Adres kalbim



Okuyorum defalarca
Her kelimesi seni seviyorum
Ne zordur bilirimsin kendine mektup yazmak
Dönüp dönüp tekrar seni okumak



Aynaya bakıyorum sen
Kalbime bakıyorum sen
Ayrılığın sesi hala kulaklarımda
Kanatlarımı açtım gidiyorum hayatımın sonbaharına

 

 

 

Oct. 25
emre emrewrote:
Oct. 24

Cibrîl -aleyhisselâm- bana dedi ki:

Ya Muhammed! Dilediğin tarzda yaşa, muhakkak öleceksin. Dilediğin kimseyi sev, muhakkak ondan ayrılacaksın, dilediğini işle, ne işlersen hayr u şerr onu bulacaksın.

Bu hadîs-i şerîf ümmetine tâlimdir. Binaenaleyh hayr veya şerr işleyen onu kendisi bulacaktır. Sevdiği şeyden ayrılacak ve ölecektir.  Hayırlı Cumalar İnşallah...

Oct. 24
Oct. 17
YASEMIN gülwrote:
                                                                                                                                                                                             
 

  


!!SELAM SANA!!

Rûhum sana âşık, sana hayrandır Efendim,

Bir ben değil, âlem Sana kurbandır Efendim.

Selam sana nazlı Nebi!
Selam sana gözbebeği
Mevlanın kudretiyle selam!

Selam sana nuri dilara!Selam sana Hakk habibi,
Rahmanın kudretiyle selam!

Selam sana Andelibi Zişan!Selam sana Muhammedi
Cebrailin yüreğiyle selam!İbrahimce selam sana,
Rahimce selam sana!Gafurca selam!

Selam sana ey yetimler padişahı!Selam sana Ahmedi nefesli yar,
Eyyupça selam sana!Selam sana ya Habiballah!
Selam sana ya Nebiallah!
Selam sana ya Rasulallah!

Ya Rasulallah !Sen, sevmek için istenen;
Can, dudakta istenen;
Sevda ikliminin en güzel mevsiminin!
En güzel çiçeğisin!

Oct. 16