gizem님의 프로필İnsanlar başaklara benze...사진블로그방명록기타 도구 도움말

블로그


    12월 25일

    .

     
     
     

    GARİP AMA GÜLDÜREN ÖLÜMLER

     

     

        

       BİR FRANSIZ 1998 YILINDA İNTİHARA KARAR VERDİ. BUNUN İÇİN DENİZ KIYISINDAKİ BİR YAMACA TIRMANDI. YAMAÇTAKİ KAYAYA İPİ BAĞLADI, DİĞER UCUNU BOYNUNA GEÇİRDİ. ARDINDAN GARANTİ OLSUN DİYE BİR ŞİŞE DE ZEHİR İÇTİ VE KENDİNİ ATEŞE VERDİ. SONRA DA UÇURUMDAN AŞAĞI ATLADI. TAM ATLARKEN DE ELİNDEKİ SİLAH İLE BAŞINA ATEŞ ETTİ. KADERİN GARİP CİLVESİ; SİLAHTAN ÇIKAN KURŞUN SEKTİ, BOYNUNDAKİ İPİ KOPARDI. UÇURUMDAN DÜŞTÜĞÜ NEHİR VÜCUDUNDAKİ YANGINI SÖNDÜRDÜ. SU ÇOK SOĞUK OLDUĞU İÇİN VÜCUDU ŞOKA GİRDİ VE ZEHİRİ KUSTU. SUDAN BİR BALIKÇI ÇIKARDI, HASTANEYE KALDIRILDI. ADAM HİPOTERMİDEN YANİ VÜCUT ISISININ ÇOK FAZLA DÜŞMESİ SONUCU ÖLDÜ.
        

        1929 YILINDA İNGİLTERE'DE İTFAİYECİLER BECERİLERİNİ SERGİLEMEK İÇİN BİR GÖSTERİ DÜZENLEDİLER; DOKUZ ÇOCUK YANAN BİR EVDEN KURTARILACAK SÖZDE KURBANLAR OLACAKTI. İTFAİYECİLERDEN BİRİ KULLANMAYI PLANLADIKLARI SİS BOMBALARINI UNUTUP, EVİ GERÇEKTEN ATEŞE VERDİ. ÇOCUKLARIN HEPSİ YANGINDA ÖLÜRKEN, ONLARI MANKEN SANAN KALABALIK ÇILGINCA ALKIŞLIYORDU. 
        
        24 YAŞINDAKİ OYUNCU PEG ENTWİSTLE ASLA BİR YILDIZ OLAMAYACAĞI FİKRİNE KAPILIP DAĞIN TEPESİNDEKİ HOLLYWOOD YAZISININ H'SİNDEN ATLAYARAK İNTİHAR ETTİ. ÖLÜMÜNDEN SONRA ONA GELEN POSTAYI EV ARKADAŞI AÇTI. POSTA ENTWİSTLE'LA ROL TEKLİF EDEN BİR YAPIMCIDANDI. ÖNERİLEN ROL DE İNTİHAR EDEN BİR KIZIN CANLANDIRILMASIYDI.

        

        1982 YILINDA NEW ORLEANSLI BİR GOLFÇU 13. DELİKTE KÖTÜ OYNADIĞI İÇİN SOPASINI NEFRETLE FIRLATTI. SOPA GOLF ARABASINA ÇARPIP, İKİYE BÖLÜNDÜ. ARABANIN MİLİ FIRLAYIP GOLFÇUNUN ENSESİNE ÇARPTI VE BOYUN TOPLARDAMARLARINI PARÇALADI. 
        

        1600'LERİN İSPANYA KRALI III. PHİLİP ATEŞİN KARŞISINDA ÇOK UZUN SÜRE OTURMASI SONUCUNDA VÜCUT ISISI ÇOK YÜKSELDİĞİ İÇİN ÖLDÜ. PEKİ KRAL ÇOK ISINDIĞI HALDE NEDEN ATEŞİN ÖNÜNDEN ÇEKİLMEDİ? ÇÜNKÜ BUNU DÜŞÜNMEK ONUN GÖREVİ DEĞİLDİ. KRALIN SANDALYESİNİ ATEŞTEN UZAKLAŞTIRMAKLA GÖREVLİ SARAYIN ATEŞÇİSİ İSE O GÜN İZİNLİYDİ. 

    12월 24일

    miraç

     

    bedirhan gökçe

     

    kime ne

     
    İlgili aramalar: müzik - kime ne? -  bedirhan -  gökçe -  kime
    12월 19일

    hayırlı cumalar

     

    Allah’ım bizi sana şükür eden seni zikir eden senden korkan sana itaat eden yap

    Hayır ve Bereket Dolu Cumalar Dilerim

    Duâlarınızda Olabilmek Duâsıyla…

     

     

    Latif ve Alim olan Rabbimiz dünya saadetiniz için Cuma'yı vesile kılsın, ahirette size ve tüm sevdiklerinize "Cuma Yamaçları" nasip etsin...

    Hayırlı Cumalar...

     

     

     

    12월 16일

    ders olsun

     

    SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..

    SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..
     
    '








      
    demek ki neymiş : 
    derdimi dinledim, derdimden  iğrendim... 
    onun derdini gördüm, derdime imrendim.... 
    Ömür Dediğin Üç Gündür,
    Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
    O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,

    oda bugündür...

    12월 15일

    .

     
     

    Yakmaz

     

         yaşlı kadın yolda ağır adımlarla yürümektedir.
          Arkadan gelen biri soluk soluğa....''Ana'' der,''sizin mahalle yanıyor,ateş her yanı sardı.senin eve doğru geliyor.''
          kadın hiç istifini bozmaz.ağır ağır yürümeye devam eder.
          haberi getiren ''herhalde anlamadı'' der.
          ve felaket haberini bir kez daha tekrar eder....Halbuki yaşlı kadın herşeyi çok iyi anlamıştır....ve o bir ALLAH dostudur.
          Sakin ve herşeyden emin bir yüz ifadesiyle,heyacanlı haberciye döner,tane tane konuşur:
          ''Meraklanma evladım! Benim eve hiç bir şey olmaz.Çünkü O gönlünü yaktığı kulunun bir de evini yakmaz....''

     

    40 sene yatsı abdestiyle sabah namazı

        
     
     İmam-ı Âzam Hazretleri hakkında, "Kırk sene, yatsı abdestiyle sabah namazını kılmıştır" denir, doğrudur.
          Hazreti İmam, giderken iki kişinin kendisi hakkında "İşte yatsı abdestiyle sabah namazını kılan zat budur" diye konuştuklarını duyar. Bunun üzerine:
          - Yâ Rabbi, bu insanları yalancı çıkarma. Ben, senin huzuruna bende olmayan bir sıfatla çıkmaktan haya ederim, diyerek ondan sonra yatsı abdestiyle sabah namazını kılmaya başlamış ve bu 40 sene devam etmiş.
          Hazreti İmam'ın namaz kıldığı mescidin müezzini anlatıyor:
          - Yatsı namazını kılıyorduk. İmam namazda "Zilzal" sûresini okudu. Cemaat içinde İmam-ı Âzam da vardı. Namaz bitti, herkes çıktı. İmam-ı Âzam tefekkür halinde, olduğu gibi duruyordu. Onu rahatsız etmemek için kandili yanar vaziyette bırakarak çıktım. Onun mescidde kalacağını tahmin ederek kapıyı kilitledim. Sabah ezanını okuyup içeri girdiğimde, o hâlâ ayakta ve sakalını eline almış şöyle yalvarıyordu:
          - Ey zerre kadar hayrı da, zerre kadar şerri de karşılıksız bırakmayan Allah'ım. Bu kulunu cehennem azabından ve ona yaklaştıran şeylerden koru. Bu kulundan rahmetini esirgeme.
          İçeri girince beni farketti. Zamanın geçtiğinden haberi yoktu. Yatsı namazı yeni bitmiş zannederek:
          - Kandili mi alacaksın? dedi. Ben:
          - Hayır, sabah ezanını okudum, dedim. Bunun üzerine sabah olduğunu anladı ve bana:
          - Bu gördüğünü kimseye söyleme, diye tenbih etti. Kendisine söz verdim ve vefatına kadar bunu kimseye söylemedim.
          Hz. imam sabah namazının sünnetini kıldı ve oturdu. Sonra bizimle beraber farzı da kıldıktan sonra çıktı. Ben anladım ki, sabah namazını yatsı namazının abdestiyle kılıyordu. Çünkü mescidin kapısı akşamdan kilitlenmişti.
          İmam-ı Âzam Hazretleri çok da cömertti. Bir gün Şakik-i Belhî ile giderlerken, karşıdan gelen bir adamın, yolunu değiştirdiğini gördü. Durumu farkeder etmez adama yetişip:
          - Beni görünce neden yolunu değiştirdin? diye sorunca adam:
          - Yâ imam, size olan borcumu zamanında ödeyemediğim için utandım, diye cevap verdi. Bunun üzerine İmam-ı Âzam Hazretleri:
          - Eğer sen bu kadar sıkıntı içindeysen, şu insanlar şahit olsun ki, ben senden alacağım olan 10.000 dirhem borcumu sana hibe ettim. Bu vesileyle senin utanmana sebep olduğum için de beni bağışla, kusura bakma, dedi.
          İşte islam ahlakı ve işte İmam-ı Âzam Hazretleri'nin büyüklüğü.
     
     

    52 gün

     
    Dursun Ali Erzincanli - Elli Iki Gün
    11월 29일

    .

     
    104x800x600
     

    AĞIZDAKİ TAŞ

     
    gulhareketli
     
         Birgün hazret-i Ebû Bekr 'r.a.', hazret-i Fahr-i âlem seyyid-i veled-i âdem Nebiyyi muhterem ve habîb-i mükerremin 's.a.v.' huzûr-ı şerîflerinde, se'âdetle otururlarken; Bir bedbaht kötü huylu kimse; bir edebsizlik edip, Ebû Bekre dil uzatıp, yakışıksız sözler söyledi. Hazret-i Server-i kâinât; o edebsiz, Ebû Bekre edebsizlik etdikce; birşey söylemez, ba'zan da tebessüm eder idi. Hazret-i Ebû Bekr; o bedbaht ve edebsizin edebsizliği haddi aşınca; zarûrî olarak gadaba gelip, birkaç söz söyleyince; hazret-i Fahr-i kâinât, se'âdetle ve devletle yerinden kalkıp, gitdi. Hazret-i Ebû Bekr 'radıyallahü teâlâ anh' Sultân-ı Enbiyânın ardına düşüp, yetişdi ve dedi ki:  
          - Yâ Resûlallah! Niçin, bir hayâsız, edebsizlik edip, gönül incitirken, susup, birşey söylemediniz. Şimdi, ben ona söyleyince, kalkıp, gitdiniz; sebebi nedir.
         
          Hazret-i Fahr-i kevneyn ve Resûl-i sakaleyn 's.a.v.' buyurdu ki:
         
          - Yâ Sıddîk! O hayâsız ve bedbaht sana dil uzatmağa başladığı zemân, Allahü teâlâ bir melek gönderdi ki, o kimseyi karşılayıp, kovacak idi. Sen, hemen gadaba geldin; söylemeğe başladın. O melek gidip, yerine iblîs geldi. İblîs-i la'înin olduğu yerde, ben durmam.
         
          Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddîk 'r.a.' ondan sonra, vaktli vaktsiz söz söylememek için, mubârek ağzına bir taş koyar idi. Ne zemân söz söylemek lâzım gelse, evvelâ fikr ederdi. Bir söz söyliyeceği zemân, o sözü kendi kendine nice zemân düşünür, tefekkürden sonra, mubârek ağzından o taş parçasını çıkarıp, ne söz söyliyecek ise söyler idi. Sonra o taş parçasını mubârek ağzına alıp, tesbîh ve tehlîl ile meşgûl olurdu. Kimseye, hayrdan ve şerden dünyâ kelâmı söylemez, eğer kat'î lâzım ise ve çok efdal ise, söylerdi. Yoksa, gecede ve gündüzde tesbîh ve tehlîl ile meşgûl idi.
     
    gulhareketli
     

    ALLAH 'IN MİSAFİRLİĞİ

     
    barras50gw8barras50gw8
         Musa Aleyhisselâmın ümmeti:
         
          - Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina'ya çıkıp, bazı münacaatta bulunmak istediğinde, Allah tarafından şöyle nida olundu:
         
          - «Ya Musa neden kullarımın davetini bana getirip söylemiyorsun?»
         
          Musa Aleyhisselâm: «Ya Rabbi, böyle daveti size gelip söylemekten haya ederim. Nasıl olur, Zatı Ulûhiyetiniz onların söylediklerinden beridir» dedi.
         
          Allah (c.c.): «Söyle kullarıma, onların davetine Cuma akşamı geleceğim» buyurdu. 

          Musa Aleyhisselâm gelip kavmini durumdan haberdar etti, hazırlığa başlandı, koyunlar, sığırlar kesildi. Mümkün olduğu kadar mükellef bir yemek sofrası hazırlandı. Çünkü misafir gelecek olan ne bir vali, ne bir padişah, ne bir başka yaratıktı. Kâinatın yaratıcısı misafir olarak gelecekti. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, akşam üstü uzak yollardan geldiği belli; yorgun argın, üstü-başı birbirine karışmış bir ihtiyar gelip: «Ya Musa! Uzak yollardan geldim, acım, bana bir miktar yemek verin de karnımı doyurayım» dedi. Hz. Musa:
         
          - Acele etme, hele şu testiyi al da biraz su getir bakalım. Senin de bir katkın bulunsun. Biraz sonra Allah (c.c.) gelecek, dedi.
         
          Tabii adam daha fazla diretmeden çekip gitti. Yatsı vakti oldu, beklenen misafir halâ gelmedi. Sabah oluncaya kadar beklediler, halâ gelen giden yoktu. Neyse ümidi kestiler. Hz. Musa taaccüp içinde idi.
         
          İkinci gün Hz. Musa Tur'a gidip:
         
          - Ya Rabbi, mahcup oldum, ümmetim: «Ya Sen bizi kandırdın, ya Allah sözünde durmadı» diyorlar dediğinde, şöyle hitap olundu:
         
          - Geldim ya Musa, geldim. Açım dedim, beni suya gönderdin, bir lokma ekmek bile vermedin. Beni ne sen, ne kavmin ağırladı.» Bunun üzerine Hazreti Musa Kelîmullah:
         
          - Ya Rabbi bir ihtiyar geldi sadece, o da bir kuldu, Allah değildi. Bu nasıl olur? dediğinde Cenabı Allah:
         
          - «İşte ben o kulum ile beraberdim. Onu doyursa idiniz, beni doyurmuş olacaktınız. Çünkü ben ne semalara, ne yerlere sığarım, ben ancak aciz bir kulumun kalbine sığarım. Ben o kulumla beraber gelmiştim. Onu aç olarak geri göndermekle, beni geri göndermiş oldunuz» buyurdu.
         
          Demek ki, Allah için yapılan her şey, bizzat Allah'ın kendisine yapılmış gibi olmakta, Allah o kimseden razı olmaktadır.
     
    barras50gw8barras50gw8

    40 Sene Yatsı Abdestiyle Sabah Namazı

         
    123918xheac5dzk4
     
    İmam-ı Âzam Hazretleri hakkında, "Kırk sene, yatsı abdestiyle sabah namazını kılmıştır" denir, doğrudur.
          Hazreti İmam, giderken iki kişinin kendisi hakkında "İşte yatsı abdestiyle sabah namazını kılan zat budur" diye konuştuklarını duyar. Bunun üzerine:
          - Yâ Rabbi, bu insanları yalancı çıkarma. Ben, senin huzuruna bende olmayan bir sıfatla çıkmaktan haya ederim, diyerek ondan sonra yatsı abdestiyle sabah namazını kılmaya başlamış ve bu 40 sene devam etmiş.
          Hazreti İmam'ın namaz kıldığı mescidin müezzini anlatıyor:
          - Yatsı namazını kılıyorduk. İmam namazda "Zilzal" sûresini okudu. Cemaat içinde İmam-ı Âzam da vardı. Namaz bitti, herkes çıktı. İmam-ı Âzam tefekkür halinde, olduğu gibi duruyordu. Onu rahatsız etmemek için kandili yanar vaziyette bırakarak çıktım. Onun mescidde kalacağını tahmin ederek kapıyı kilitledim. Sabah ezanını okuyup içeri girdiğimde, o hâlâ ayakta ve sakalını eline almış şöyle yalvarıyordu:
          - Ey zerre kadar hayrı da, zerre kadar şerri de karşılıksız bırakmayan Allah'ım. Bu kulunu cehennem azabından ve ona yaklaştıran şeylerden koru. Bu kulundan rahmetini esirgeme.
          İçeri girince beni farketti. Zamanın geçtiğinden haberi yoktu. Yatsı namazı yeni bitmiş zannederek:
          - Kandili mi alacaksın? dedi. Ben:
          - Hayır, sabah ezanını okudum, dedim. Bunun üzerine sabah olduğunu anladı ve bana:
          - Bu gördüğünü kimseye söyleme, diye tenbih etti. Kendisine söz verdim ve vefatına kadar bunu kimseye söylemedim.
          Hz. imam sabah namazının sünnetini kıldı ve oturdu. Sonra bizimle beraber farzı da kıldıktan sonra çıktı. Ben anladım ki, sabah namazını yatsı namazının abdestiyle kılıyordu. Çünkü mescidin kapısı akşamdan kilitlenmişti.
          İmam-ı Âzam Hazretleri çok da cömertti. Bir gün Şakik-i Belhî ile giderlerken, karşıdan gelen bir adamın, yolunu değiştirdiğini gördü. Durumu farkeder etmez adama yetişip:
          - Beni görünce neden yolunu değiştirdin? diye sorunca adam:
          - Yâ imam, size olan borcumu zamanında ödeyemediğim için utandım, diye cevap verdi. Bunun üzerine İmam-ı Âzam Hazretleri:
          - Eğer sen bu kadar sıkıntı içindeysen, şu insanlar şahit olsun ki, ben senden alacağım olan 10.000 dirhem borcumu sana hibe ettim. Bu vesileyle senin utanmana sebep olduğum için de beni bağışla, kusura bakma, dedi.
          İşte islam ahlakı ve işte İmam-ı Âzam Hazretleri'nin büyüklüğü.
     
    123918xheac5dzk4