|
|
Halife Hz. Ömer bir gün kırbasını (su tulumu su kabı) sırtına yüklenmiş Medine'nin en kalabalık sokaklarında dolaşıyordu. Babasının sırtında kırba ile dolaştığı oğlu Abdullah'ın da gözüne ilişti ve kendisine yetişip sordu:
- Baba sen ne yapıyorsun koskoca halife sırtında kırba taşır mı taşıtacak kimse mi bulamadın?
- Oğlum bunu taşıtacak adam bulamadığım için veya
başka bir mecburiyet dolayısıyla taşıyor değilim. Nefsime gurur gelir gibi oldu kendimi beğenir gibi oldum sırf onu küçültmek için bu yola başvurdum.
Namaz kılıyor musun?
evet mi hayır mı ?
Lütfen okuyun ve biraz düşünün... Neden namaz kılmıyorsun?
Namaz kılmamak için bir sebebin mi var yoksa? Ne olabilir ki namazdan önemli olan sebep?
Dur ben tahmin edeyim: namaz kılacak vaktin yok değil mi? ya da namazdan daha önemli bir işin ya da Allaha kulluğu unuttuğumuzdan.
Sence hangisi.
Ama onların da yoktu...
Ya bedir savaşına ne demeli:
savaş hiç durulmuyordu aksine gittikçe kızgınlaşıyordu, bu arada ikindi vakti çıkmak üzereydi, ama kılacak zamanda yoktu karşında en az on katin düşman vardı. Kenara cekilipte namaza duramazdın, ya da namazı kilmiyacaksin di mi bence en kolayı bu...
ya onlar ne yaptı Peygamberimiz 300 kişilik ordusunu ikiye ayırdı yarısı geriye çekildi diğer yarısı daha ileri atıldı ve daha bir kuvvetle savaştı, ve geriye çekilenler Peygamberimizin imamlığında namazı kıldılar; bitince de diğerleri ile yer değiştirip onlar savaşmaya başladı diğerleri geri çekilip namazı eda ettiler...
Sence onların zamanı var mıydı?
Ya da bunların... Zamanı var mı?
 
Yok değil mi?
yeriniz mi yok. Sence onların yeri var mı?
Buda tutmadı başka yok mu bahanen? Ya da yolculuk yapiyosundur değil mi, kılacak yer yok ki olsa kılardın...
peki onların var mi?
 yada insanlar ne der diye aklına mı geldi peki ya buna ne derlerdi........
Utanılacak bir şey değil mi. çok aşırı yoğunsun değil mi evde toptan kılarsın hepsini nede olsa kazaya bırakırız öyle kolaylık var... Bir vakit namazı terk edene seksen sene azâb olunacaktır, seklinde hüküm yer almıştır buna dayanabilecek misin peki ya hiç kılmayan Allah (cc) buyuruyor ki: 'Kitaplarını sağlarından alanlar cennettedirler. Mücrimler hakkında sorarlar: 'Sizi cehennem çukuruna ne sürükledi?' Mücrimler diyecekler ki: 'Biz (dünyada) namaz kılanlardan değildik. Yoksullara yedirmiyorduk. Batıla dalanlarla birlikte dalıyorduk. Kıyamet gününü de yalanlardık. Ta ki ölüm bize gelene kadar (bu hal üzerindeydik) ' (Müddessir Suresi: 40–47) Cabir ibn Abdullah (ra)'den rivayet edilmiştir. Nebi (sav) buyurmuştur ki: 'İman'la küfür arasındaki şey namazı terk etmektir.' (Tirmizi: 2618, Kitabu's-Salât: 887 ve İbni Ebi Şeybe İman: 44 sahih olarak rivayet etmişlerdir.)
Bir düşün bakalım bu kadar vakti ne için harciyosun, dünyalık için değil mi?
iyi para kazanıyım, rahat yaşıyım, param pulum olsun hepsi bunun için mi?
bir daha düşün sen önce kim goturmus bir bez parçasından başka bir şey, orada rahat etmek için kim biriktirebilmiş veya goturebilmis kazandıklarını?
Oraya gittiğinde ilk sorulacak soru ne biliyor musun?
yaa o zaman ne cevap vereceksin, vaktim yok diyemezsin, yer bulamadım diyemezsin, isim vardı diyemezsin değil mi?
belki sunu dersin: 'bu kadar çabuk beklemiyordum olumu yoksa kılacaktım ileride namazımı kaza namazida kilacaktim'...ama senin yasin genc daha yaslaninca kilarsin degil mi hem o zaman bol bol vaktinde olacak, ya yaslanmazsan. ..
ya sen namaz kilmadan, senin namazini kilarlarsa...
ya bu dar ve soguk kabirde ne diyeceksın ben cok yogundum namaz kılamadım sana kul olamadımmı diyeceksın..........................,,
ya azab bu kadar cetin olursa ya namazın yoksa..........kafana kazı
bunlar kadar gencmisin sen,ama bak onlar kiliyor neden?

namaza yetismek icin kosan bir cocuga Hz.Omer(r.a) 'sen daha cocuksun bu kadar telas etmene gerek yok sen daha kucuksun namaz sana farz degil'demisti de cocuk cevap vermisti: 'Amca, amca! Bu icin buyugu kucugu olur mu? Daha dun mahallemizde bir cocuk oldu. ustelik benden de kucuktu. olum denen gercegin buyuk kucuk ayirdigi yok. En iyisi her yasta buna hazir olmali.
Hem bu yasta Namaza alsimazsam, buyuyunce kilmak zor gelebilir.'
sen hala gencim de...?
aaa olmadi hastasin degil mi onun icin kilamiyorsun, ozur dilerim...
ama iyilesmen icin namaz kilman gerektigini biliyor musun? oyle dememis mi Peygamberimiz 'namazda sifa var' kalk bir kil bakalm namazin hastaligin kaliyor mu o zaman???
bak oda hasta ustelik kac yasina gelmis...
ama ayakta duramiyosun degil mi?
oturarak kil, oturamiyosunda( yatalaksin)
kafanla kil o zaman, yoksa tamamen felc mi gecirdin (simdi yirttin galiba) zannetme ki yirttin o zaman da gozlerin kil bak bu kadar kolaylik var, eminim baska bahanelerinde vardir...degil mi?
yaaa bos ver hem sen niye namaz kilacaksin onemli olan kalp degil mi? senin kalbin temiz kilsan ne olacak ki?
O 'Guzeller Guzeli'(s.a.v)nin kalbi kapkara miydi, pislik icinde miydi de, ayakalarinin alti sisinceye kadar namaz kilardi?
eee gordun mu kalbin Efendimizin kalbinden de mi temiz acaba???
degil, degil mi?
bu da olmadi var mi baska bahanen kalmadi mi yoksa uyduracak bir seyler?
bahanelerini dinleme(me)k isterim veya dur bunlarida ben tahmin ediyim...
sabah namazina uyanamiyorsun, sabahin korunde kim kalkacak ki uykunu mahvedeceksin degil mi?
ya aşık oldugun kız yada erkek senınle sabah 5 de buluşalım deseydi sen ne yapardın saatini kurar erkenden yatartın hatta uyanamam diye uyumazdın o gece peki seni cagıran senın rabbin... ya boşver değilmi????
ya boyle bir ilan gorsen ne yapardin acaba?
ama gitmezdin degil mi degmez onun icin felan uykunu bozmana, sen mi gitmeyeceksin yalan bari soyleme ilk sen olmak icin geceyi orda gecirirdin...
yemegini yemeden ogleyi gecirmiyorsun belkide zevkini cikara cikara 1 saatte yiyosun yemegi degil mi, yemek daha onemli degil mi???
ya ikindi ne olacak??
dur simdi zaten yoruldun butun gun birde bu arada namaz olurmu????
ya aksam namazi???
oooo sende yaaa daha eve gidilecek, yemek yenilecek, zaten aksam vaktide kisa yetisemiyorsun degil mi?
yatsi namazini hic sorma degil mi?
o saatte namaz mi kilinir yemek yedik güzelce tıka basa doldum kanepeye uzanıp film izleme vakti
bunlara bulabılıyorsun değilmi vakit aman sende cok oldun dur bi dizi izleyecegiz 1 saat şurda????
1 :OLU iSEN
2: DELi iSEN
3: BEBEK iSEN
4: HAYVAN iSEN
5: iNKARCI(KAFiR) iSEN
ama yok, nasil olur sen olu veya deli degilsin, ustelik kocaman adamsin ve insansin, Allah korusun kafirde degilsin. demek ki namazdan kurtulamazsin. .........
hem bak dogada hersey ona secde ediyor sen daha ne duruyorsun
biliyorum sen onlar gibi namaz kilamazsin, onlar gibi olsan zaten bahane uydurmaz, namaz kilmak icin kendine yollar arardin bu zamanda...nasil mi namaz kilacaksin?
böyle değil.....................
oyle bir namaz kilacaksin ki Mevlana'ca:
Namaza tekbirle girmek,'ilahi,biz Senin huzurunda kurban olduk !' demektir. Tekbir getirerek kurban kesildi gibi, tekbirle namaza baslamak da, 'Allah 'im canimiz Sana feda olsun!' anlamindadir.
Namazda kiyama durmak, Allah 'in huzurunda kiyametteki muhasebeyi hatirlatir. Kul, biraz sonraki hakkiyla yerine getiremedigi kullundan ve isledgi gunahlardan dolayi, utancindan ayakta durmaya dermani kalmaz, rukuya egilir.
Basi rukuda iken'Hakk'in suallerine cevap ver' diye ilahi ferman gelir. Kul, rukudan basini mahcup olarak kaldirir. Ayakta duramaz, yuzustu secdeye kapanir.
Tekrar ona,'Secdeden basini kaldir! Yapmis olduklarindan haber ver' diye ferman gelir. O, yine mahcup bir halde basini kaldirsa da, tekrar yuz ustu kapanir.
var misin boyle namaz kilmaya?
veysel karani gibi geceleri gunduzleri namazla gecirmeye var misin? Oyle guzel bir namaz kilarmis ki mubarek bir geceyi sadece kiyamda, bir gece sadece rukuda, bir gece sadece secdede gecirirmis... Hz. Ali gibi, savasta yedigi okun acisindan cikaramiyorlar, ancak Hz. Ali namaza durunca cikariyorlar hem de kili bile kipirdamiyor, soranlara da 'biz namaz kilarken can kusumuzu saliveririz' demis, var misin boyle namaz kilmaya?,
Hz.Rabia gibi, gozlerinde yas kalmayincaya kadar namaz da aglamaya var misin?
ve O GuZELLER GuZELi Peygamberimiz, namazi en guzel kilan O kimse onun gibi Kilamazdi, varmisin onun ummeti olarak namaz kilmaya?
hadi ey kalbim durma artik tovbe et ve Yaradanina en guzel hamdini sun, temizle kalbini pislikten, dunyaliktan ve kula yakisir bir seklide MEVLA'ya yaklas...
hadi be ruhum hadi be kalbim uymayin siz o nefsime o hep konusur ve sizi kotuye goturur, siz ondan guclusunuz, siz ona hukmedersiniz hadi kirin onun gucunu
biliyorum yapacaksin sen bunu hadi o zaman bak Bilal-i Habesi ezani okumaya basladi
Oyle bir namaz kilacaksin ki ezani okuyan Bilal-i Habesi olacak, namaz kildigin yer Mescid-i Haram(KABE) olacak ve imamin Hz. Muhammet Mustafa olacak ve Hz. ebubekir, Hz. Omer, Hz.Osman, Hz.Ali ve sahabeyle birlikte namaza duracaksin... .
oyle bir namaz kilacaksin ki, sirat koprusunun uzerinde olacaksin asagisi cehennem ve karsisinda YuCELER YuCEsi Allah TEALA ve meleklerle saf tutarak...
haydi simdi namaz zamani, haydi simdi kurtulus zamani... önünde bunlar var....her isteğinin gercekleşecegi sonsuz yaşam yurdu cennet var..........
KURTAR KENDiNi...
OLUR
Bazen bir umut dünyası kurarsın
Birden yıldırım düşer, onu yıkarsın
Olsun dersin yeniden kalkarsın
Bazen zarar bazen kar olur
Bilir misin bu girdabın ismi nedir
İki ayak birbirinin üzerindedir
Ağlayıp güldüğün olur ikide bir
Bazen sonbahar, bazen yaz olur.
Boş ver başarının yarısı hayalle gelir
İnsan basamak basamak yükselir
İnsana hayatın kendisi yük gelir
Bazen derya bazen dağ olur.
“yılmak” mastarını çıkarıp at.
Göreceksin hayat o zaman rahat
Çıkarsın göklere kat kat
Bazen hayal, bazen inkılap olur!
Bazen hayal, bazen inkılap olur!
İnsanlar başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır. Doldukça eğilirler.
Avcının biri kus avlamak için tuzak kurmuştu. Tuzağa küçük bir kus yakalandı. Minik kuşu eline aldı.
Hayret! Minik kus konuşuyordu.
Minik kus:
- "Ey büyük efendi! Sen birçok koyunlar, sığırlar, develer yedin. Onların etlerinden bile doymadın ki, benim etimle mi doyacaksın? Ben senin dişinin kovuğunu bile dolduramam. Şayet beni salıverecek olursan, sana üç öğüt vereceğim. Bu öğütlerden ilkini senin elindeyken, ikincisini su damın üstünde, üçüncüsünü ise ağacın üstünde söyleyeceğim. Bu üç öğüdümü tutacak olursan, ömür boyu mutlu olursun." dedi.
Avcı bu teklifi beğendi. Zaten eti olmayan bu küçük kusla nasil doyacakti ki? Kusun ögüdü belki ise yarardi.
Avci:
- "Peki, söyle bakalim" dedi.
Minik kus:
- "Elindeyken verecegim ögüt sudur: (Olmayacak seye, kim söylerse söylesin inanma)."
Kus, bu birinci ögüdünden sonra avcinin elinden karsidaki damin üstüne kondu.
—İkince öğüdüm: (Geçmiş gitmiş şeyler için üzülme. Bir sey senden gittikten sonra onun hasretini çekme)." Kus, ikinci öğüdüne devam etti: "Benim karnimda on dirhem agirliginda çok degerli bir inci vardi. O inci seni de, çocuklarini da zengin ederdi. O inci senindi ama, kismetin degilmis. Öyle bir inci kaçirdin ki, dünyada esi benzeri yoktu." dedi.
Avci, bu sözleri isitince:
"Eyvah! Ben kendi elimle kendime yazik ettim. Elimdeki talih kusunu kaçirdim. Ah benim akilsiz kafam" diye üzülmeye, aglamaya ve dövünmeye basladi.
Kus, avcinin bu halini görünce:
- "Be aptal adam! Biraz önce ben sana ne ögüt verdim? Su haline bir bak. Inci elinden gittiyse ne üzülüyorsun? Ben sana geçen bir seye üzülme demedim mi? Sözümü anlamadin mi?
Sonra sana ´Olmayacak bir söze sakin inanma´ diye ilk ögüdümü verdim. On dirhemlik inciyi duyunca aklin basindan gitti. Benim üç dirhem gelmeyecegimi bildigin halde, nasil içimde on dirhemlik inci bulunabilir?" dedi.
Avci, kusun uyarisini dinleyince, akli basina geldi.
- "Hayir, güzel ve akilli kus! Su üçüncü ögüdünü de söyle, öyle git." dedi.
Minik kus, üçüncü ögüdünü vermek için damdan agacin üstüne siçradi ve avciya alayli bir tavirla:
- "Allah Allah! Ilk iki öğüdümü çok iyi tuttun da üçüncüsünü mü tutacaksin?" diyerek tamahkar avcinin haline güldü ve gögün maviliklerine dogru uçtu gitti... Uykuya dalmis bilgisiz kisiye ögüt vermek, çorak yere tohum saçmaktir.
Abdallık ve bilgisizlik yırtığı yama kabul etmez.
Ey ögütcü, ona hikmet tohumunu saçmadan önce, onu yamasız, yırtıksız hale getir.
DOSTLARINLA ÖYLE BİR YAŞA Kİ; DÜŞMAN OLDUĞUNDA SÖYLEYECEK TEK BİR SÖZÜ OLMASIN. DÜŞMANLARINLA ÖYLE BİR YAŞA Kİ; DOST OLDUĞUNDA YÜZÜN KIZARMASIN.

Bir adam Hz. Ali’ye (k.v.) geldi ve: “Sana sormak istediğim dört sorum var” dedi.
İlim Şehrinin Kapısı: “Buyur, sor!” dedi.
Adam sordu: “Vacip nedir? Vacipten evvel vacip nedir?”
Hz. Ali cevap verdi: “Tövbe etmek vaciptir; günahları terk ise ondan önce vaciptir.”
Adam sordu: “Yakın nedir? Yakından yakın nedir?”
Hz. Ali cevap verdi: “Kıyamet yakındır; ölüm ondan daha yakındır.”
Adam sordu: “Acayip nedir? Acayipten daha acayip nedir?”
Hz. Ali cevap verdi: “Dünya acayiptir; dünyayı sevmek ise ondan daha acayiptir.”
Ve adam son olarak şu sorutu sordu.
“Zor nedir? Zordan daha zor nedir?” Ve Hz. Ali, bu son soruya da, şöyle cevap verdi: “Kabir zordur; azıksız, amelsiz kabre girmek ondan daha zordur.”

May 24
Aleyhisselam Manası: Allahın selamı, onun üzerine olsun.
Aleyhissalatu vesselam Manası: Allahın salatu selamı onun üzerine olsun.
Sallallahu aleyhi ve sellem
Manası: Allahu Teala, Ona salatu selam etsin.
Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed Manası: Allahım! (peygamberimiz) Hz.Muhammed'e ve aline (evladu iyaline) rahmet eyle.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve sellim Manası: Ey Allahım ! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e, evladu iyaline, ashabına salatu selam eyle.(Rahmet et, selametlik ver.)
Allahumme salli ala Muhammedin ve enzilhul'muk'adel'mukarrabe indeke yevmel'kıyameti. Manası:Ey Allah'ım! Hz. Muhammed'e Salatu selam et, ve onu kıyamet gününde sana yakın bir yere(makam-ı Mahmut'a) indir.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin tıbbil'kulubi ve devaiha ve afiyetil, abdani ve şifaiha ve nuril'ebsari ve ziyaiha ve ala alihi ve sahbihi ve sellim. Manası: Ey Allahım ! kalblerin doktoru ve devası, vucutların şifası, gözlerin nuru ve ziyası olan Muhammed'e (S.A.V.) aline ve ashabına salatu selam eyle.

Allahumme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammedin bi'adedi ilmike Manası: Ey Allahım ! efendimiz Hz. Muhammed'e (S.A.V.) ve efendimiz Hz.Muhammedin (S.A.V.) aline nihayetsiz olan ilminin adedince salatu selam ve bereketler ihsan eyle.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin mahtelefel-melevani ve teakabel-asarani ve kerraral-cedidani vestekbelel-ferkadani ve belliğ ruhahu ve ervaha ehl-i beytihi minnat-tahiyyete vesselame verham ve barik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslimen kesiran kesira. Manası: Allah'ım melevan, asaran, cedidan ve ferkadan yıldızları devam ettiği müddetçe Efendimiz Muhammed'e (S.A.V.) salat ve selam eyle. O'nun ve ehl-i beytinin ruhuna bizden saygı ve selam ulaştır.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali Muhammedin ve Ademe ve Nuhin ve İbrahime ve Musa ve İsa ve ma beynehum minen'nebiyyine vel'murselin. Salevatullahi ve selamuhu aleyhim ecmain. Manası: Allahım ! Hz.Muhammed'e(S.A.V.), Hz.Adem, Hz.Nuh,Hz.İbrahim,Hz.İsa(A.S.V.) ve bunların arasında (gelip geçmiş bütün) peygamberlere rahmet ihsan eyle.
Allahumme salli ala seyyidina Muhammedin abdike ve Resulike ve alel'muminine vel'muminati vel'muslimine vel'muslimati. Manası: Allahım ! kulun ve Resulun Hz.Muhammed'e salat (Rahmet) et. Mümin olan erkek ve kadınlara, müslüman olan erkek ve kadınlara da merhamet eyle.
Allahumme Salli ala Ruhi seyyidina Muhammedin fil'ervahi ve salli ala cesedi seyyidina Muhammedin fil'ecsadi ve salli ala kabri seyyidina Muhammedin filkuburi. Allahhumme belliğ minni tehiyyeten ve selama. Manası: Ey Allahım! Ruhlar içinde sevgili peygamberimiz Hz.Muhammedin ruhuna, cesedler içinde Hz.Muhammedin (A.S.V) cesedine, kabirler içinde Hz.Muhammedin (A.S.V.) kabrine salatu selam eyle. Allahım, benim selamımı sevgili peygamberimiz Hz. Muhammed (A.S.V.)'in aziz ruhuna vasıl eyle (ulaştır).
Allahumme salli ala Muhammedin ve ezvacihi ve zurriyetihi kema salleyte ala İbrahime, ve barik ala Muhammedin ve ezvacihi ve zurriyetihi kema barekte ala İbrahime inneke hamidun mecid. Manası: Ey Allahım! Hz.Muhammed'e zevcelerine ve soyuna rahmet et. Hz.İbrahime rahmet ettiğin gibi. Hz.Muhammed'e, zevcelerine ve soyundan gelenlere bereket ver. Hz. İbrahime bereket verdiğin gibi. Gerçek ki, Sen, Hamidsin(Öğülmüş yanlız sensin) Mecidsin (şan ve şeref sahibisin).
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve selleme adede mâ alimte, Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve selleme zînete mâ alimte, Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve selleme mil'e mâ alimte. Açıklama:SALAVÂT-I HIZIR Menâhicil İbad kitabında bulunmaktadır. Hızır Alleyhisselâm' ın bazı evliyaya tâlim buyurduğu rivayet olunur.
Allahumme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema salleyte ala İbrahime ve ala ali ibrahim,. İnneke hamidun mecid. Manası: (Ey Allahım, Hz.Muhammed’e ve O'nun âline salat et. Hz. İbrahim (A.S.)'a ve âline salat ettiğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin,(Öğülmüş yalnız sensin), Mecidsin (Şan ve şeref sahibi yanlız sensin)
Allahumme barik ala Muhammedin ve ala ali Muhammed, kema barekte ala İbrahime ve ala ali İbrahim, İnneke hamidun mecid. Manası: (Ey Allahım, Hz.Muhammed’e ve O'nun âline mübarek eyle. Hz. İbrahim (A.S.)'a ve âline mübarek eylediğin gibi. Şüphe yok ki, sen Hamidsin,(Öğülmüş yalnız sensin), Mecidsin (Şan ve şeref sahibi yanlız sensin)
Salâten Tuncîna - Salât-i Munciye
Allâhumme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âl-i seyyidinâ Muhammedin salâten tuncînâ biha min cemîil'ehvâli vel'âfât. Ve takdîlenâ bihâ cemîal'hâcât. Ve tutahhiruna, bihâ min cemîis'seyyiât. Ve terfeunâ bihâ âledderacât. Ve tubelliğunâ bihâ eksal'ğâyât, min cemî'ilhayrâti fil'hayati ve bâdel'memât. Hasbunallâhu ve nî'mel vekîl, nî'mel mevlâ ve nî'men'nasîr. Manası: Ey Allah'ım! Efendimiz Hz. Muhammed'e (S.A.V.)aline (ve ümmetine) öyle bir salatu selam eyle ki, O salatu selam ile bizi tüm endişelerden, korkulardan, felaketlerden, muhafaza eyle. O salatu selam ile tüm hacetlerimizi ihsan eyle. O salat ile bizi bütün kötülüklerden temizke. O salat ile bizi en yüksek derecelere yükselt. Gayelerin en son, en yüksek makamına bizi onunla ulaştır. O salat ile hayat ve ölümümüzden sonra da bizi tüm hayırlara kavuştur. Yüce Allah, bize kafidir. O ne güzel vekil, ne güzel koruyucu ve ne güzel yardımcıdır.
Salât-ı Tefriciye - Salât-ı Nariye
Allâhumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezi tenhallu bihil'ukadu, ve tenfericu bihil'kurabu, vetukdâ bihil'havâicu, ve tunâlu bihir'regâibu, ve husnul'havâtimi, ve yusteskal'ğamâmu bivechihil'kerimi ve alâ âlihi ve sahbihî fî kulli lemhatin ve nefesin bi adedi kulli mâlûmin lek. Manası: Allah' ım! Her göz açıp kapamada ve her nefeste, Sana ma'lum nesneler adedince mükemmel bir salat ve tam bir selamı Efendimiz Muhammed (SAV) 'in ve bütün Âl ve Ashabının üzerine indir ki; Onunla düğümler çözülür, sıkıntılar dağılır, ihtiyaçlar giderilir, istekler ve hüsn-ü hatimeler elde edilir ve mübarek yüzü hürmetine bulutlardan yağmur istenilir."
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke Ya Resulallah Manası:Sana binlerce salât ü selam olsun Ey Allah’ın Resûlü
Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke ya Emîne vahyillah Manası:Sana binlerce salat ü selam olsun ey Allah’ın vahyinin emîn temsilcisi
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ emertenâ en nusalliye aleyh, Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyil ümmiyyi kemâ yenbeğî en yusalle aleyh, Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi biadedi men lem yusalli aleyh, Ve salli alâ seyyidinâ Muhammedinin nebiyyi kemâ tuhibbü en yusalle aleyh. Açıklama:Ezhâr-ül Ehadis Kitabında, Enes İbni Mâlik (ra)' den rivayetle, Peygamber Efendimiz (sas) buyurdular ki; "Şu geçen kimsenin hergün kazandığı kadar hiç kimse amel edemez çünkü Cebrail (as) bana bildirdi ki, bu kimse hergün on defa şu salavâtı verir."
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin mil es semâvâti vel arzı ve mil el arşil azîm Açıklama:Şifâüssakâm kitabından: Birgün Şeyh Şibili (ks) Hazretleri, İmam-ı Ebubekir Ahmed İbni Mûsâ (rahimehullah)' ın yanına geldi. İmam Hazretleri ayağa kalkarak musafaha ettikten sonra onu iki kaşının arasından öptü. Ben taaccüp ettim, İmam hiç kimseye böyle ikramda bulunmamıştı ve buyurdular ki; "Ben rüyamda Peygamber Efendimizin (sas) de Şeyh Şibili' ye aynı şekilde davrandığını gördüm. Sebebini sorduğumda Efendimiz, onun her namazdan sonra Tevbe Sûresinin sonu olan "Lekad cêekum Rasûlun min enfusikum azîzun aleyhi mâ anittum harîsun aleykum bil mu'minîne Raûfun Rahîm. Fein tevellev fe kul; Hasbiyallâhu lâ ilâhe illâ hû, aleyhi tevekkeltu ve huve Rabbul Arşil Azîm." ayetini okuduğunu ve ardından bu salavatı getirdiğini buyurdular."
Salavât-ı Semâniye
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede mâ halakte, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil'e mâ halakte, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede külli şey'in, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil'e külle şey'in, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede mâ ahsâ kitâbüke, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil'e mâ ahsâ kitâbüke, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi adede mâ ahâta bihî ılmüke, Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi mil'e mâ ahâta bihî ılmüke.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin biadedi külli zerretin elfe elfe merreh.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin fî evveli kelâminâ, Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin fî evsatı kelâminâ, Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin fî âhiri kelâminâ.
Açıklama: Mevlânâ Şemseddin Rahimehullah Hazretlerinin bizzat Resûl-ü Ekrem Efendimizden, tâun hastalığından korunmak için öğrendiği salavât şöyledir. Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin, bikülli dâin ve devâin, Ve bârik ve sellim aleyhi ve aleyhim teslîmen kesîrâ.
Allâhümme Salli Alâ Seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ve sahbihî vesellim. Biadedi mâ fî cemîil Kur'ân-ı harfen harfen, Ve biadedi külli harfin elfen elfen.
SALAVÂT-I FETİH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLALLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HABÎBALLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HALÎLALLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SAFÎYYALLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NECİYYALLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HAYRE HALKİLLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MENİHTÂREHULLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ZEYYENEHULLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ERSELEHULLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN ŞERREFEHULLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN AZZEMEHULLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MEN KERREMEHULLÂH Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDELMÜRSELÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ İMÂMELMÜTTEKÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HATEMENNEBİYYÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ŞEFÎELMÜZNİBÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ RESÛLE RABBİL ÂLEMÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDEL EVVELÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİL AHİRÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ KÂİDEL MÜRSELÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ŞEFÎAL ÜMMETİ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AZÎMEL HİMMETİ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂMİLE LİVÂİL HAMD Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÂHİBE MAKÂMİL MAHMÛD Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SÊKİYEL HAVZIL MEVRÛD Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKSERENNÂSİ TEBEAN YEVMEL KIYÂMETİ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİ VELEDİ ÂDEM Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ EKREMEL EVVELÎNE VEL AHİRÎN Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ BEŞÎR Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEZÎR Essalâtü vesselâmü (aleyke) YÂ DÂİYELLÂHİ BİİZNİHÎ VESSİRÂCİL MÜNÎR Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBİYYERRAHMETİ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ NEBBİYYETTEVBETİ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUKAFFİ ESSALÂTİ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ ÂKIB Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ HÂŞİR Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MUHTÂR Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ MÂHÎ Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ AHMED Essalâtü vesselâmü aleyke YÂ SEYYİDİ MUHAMMED Salavâtullâhi ve melâiketihî ve rüsülihî ve hameleti arşihî ve cemîi halkıhî aleyke Ve alâ âlike ve eshâbike ve rahmetullâhi ve berekâtühû.
Ey Rabbimiz ! Rasulünü anışımızdan haberdar et ! O na binler salât,binler selâm olsun. Hz.Muhammed'e Makam-ı Mahmudu ver, O na vesileyi lûtfet... O nu Refik-i Alaya yükselt, Bizi de affet.... Onun hatrına affet, Zatının hatırına affet, Ne olur affet bizi, Bizi affet.... ne olur bizi affet...affet bizi, amin..amin...amin

"Bugünü düşünürüm... Dün oldu! Yarın var mı? Gençliğe de güvenmem. Ölen hep ihtiyar mı?"
Bisr-i Hafi
İki şeyin elden gitmeden değerini takdir etmek zordur; sağlık ve gençlik.
(Hz. Ali)

|
Anlatıldığına göre adamin biri çöl ortasinda yürürken gözünün önüne çirkin bir yüz dikilir. Adam «sen kimsin» der. Çirkin yuz «ben senin çirkin amellerinim» diye cevap verir. Adama «senden kurtulmanin yolu nedir» diye sorar. Adam «Peygamber (S.A.V)'e selât-ü se'âm getirmektir.»
Nitekim Peygamberimiz (S.A.S.) söyle buyuruyor:
"Bana getirilen selât-ü selâm, sirat köprüsü üzerinde isiktir, cuma günü seksen kere selât-ü selâm getiren kimsenin geçmis seksen yillik günahi affedilir» der.
Yine anlatildigina göre ademin biri Peygamberimize Hz. Muhammed (S.A.S.)'e seîâm getirmezdi, bir geçe rüyasinda Peygamber'imizi (S.A.S.) görür, fakat Peygamber'imiz (S.A.S.) yüzünü adama çevirmez. Adam «ey Allah (C.C)'in Resul'ü! Yoksa bana kizgin misin» diye sorar. Peygamber'imiz «hayir» diye cevap verir. Adam «o halde niye yüzüme bakmiyorsun?» diye sorar. Peygamber'imiz (S.A.S.) «çünkü seni tanımıyorum» diye karsilik verir. Adam «beni nasil tanımazsın, ben senin ümmetinden biriyim, cümlerin anlattigina göre sen ümmetini ananin çocuğunu tanıdığından daha iyi tanirsin» der. Peygamber'imizin (S.A.S.) cevabi söyle olur: "Alimîer dogru söylemisler, yalniz sen üzerime selât-ü selâm getirerek beni hatırlamadın ki! Benim ümmetimi tanimam, üzerime getirecekleri selât-ü selâm ile ölçülüdür" Bu arada adam uyanir, ve her gün Peygamber'imize (S.A.S.) yüz kere selât-ü selâm getirmeyi üzerine borç haline getirir ve bunu yapar. Bir müddet sonra Peygcmber'imizi (S.A.S.) yine rüyasinda görür. Peygamber'imiz (S.A.S.) ona «simdi seni taniyorum ve sana sefaat edecegim» diye müjde verir. Çünki adam Rasulullahi sever olmustur.
Ulu Allah (C.C.) buyurur ki:
"Ey Rasul'üm! de ki, eger Allah'i seviyorsaniz, bana uyunuz da Allah´da sizi sevsin ve günahlarinizi affetsin. Hiç süphesiz Allah, bagislayici ve esirgeyicidir"
Al-i imran Süresi. 31
Ayet-i kerimenin nüzul sebebi söyle nakledilir: Peygamber'imiz (S.A.V) K'ab Ibni Esref ile adamlarini Islâmi kabul etmeye davet ettigi zaman onlar da Peygamberimize (S.A.V) «biz Allah'in ogullari yerindeyiz, o yüzden biz Allah'i daha çok severiz» diye cevap verdiler. Adamlarin bu cevabına karsilik ulu Allah (C.C.) Peygcmber (S.A.V)'in onlara su mahiyette bir cevap vermesini murat etmiş olmalıdır: Eğer siz Allah (C.C.)'i seviyorsanız, teblig ettiğim dini kabul ederek bana uyunuz. Çünkü ben O'nun bildirisini size ulastiran ve sizinle ilgili hükümlerini açiklayan bir Allah (C.C.) Resulüyüm. Eger benim O'nun adina yaptigim davete uyarsaniz, o sizi sever ve günahlarinizi bagislar. Hiç süphesiz O. bagislayici ve esirgeyicidir. Mü'minlerin Allah (C.C.)'i sevmesi, O'nun emrine uymakla. ibadetine kosmakla ve hosnutlugunu aramakla olur.
Allah'in (C.C.) mü'minieri sevmesi, onlara merhametle muamele etmesi, onlari mükâfatlandirmasi, günahiarini bagislamasi, onlara rahmet, günahtan korunma ve basari ihsan eylemesi demektir.
Imam-i Gazali (rehimehullahu) «ihya-ul Ulûm id-Din» adli eserinde der ki, «dört seyi yapmaksisim dört seyi iddia eden kimse yalancidir:
1 — Cenneti sevdigini söyledigi helde ibadet etmeyen kimse yalancidir.
2 — Peygamber'imizi (S.A.S.) sevdigini ileri sürdügü halde alimler iie fakirleri sevmeyen yalancidir.
3 — Cehennemden korktugunu iddia ettigi halde günah islemekten vazgeçmeyen kimse yalancidir. Nitekim Rabia-i Adviyye'nin (rahimehullahu) su iki beyti bu noktayi güzel izah eder.
Allah (C.C.) isyan ediyorsun, oysa O'nu sever görünüyorsun Hayatim hakki için bu durum, mantik prensiplerini alt-üst eder.
Eger sevgin dogru olsaydi. O'nun emirlerine uyardin. Çünkü asik, sevgilisinin sözünden çikmaz. Sevginin alâmeti, sevgilinin arzusuna, uymak ve onunla ters düsmekten sakinmaktir.
Anlatildigina göre bir gün bir gurup Sibli'yi (rahimehullahu) ziyarete gider. Büyük Veli «siz kimsiniz» diye sorar. Gelenler «biz seni sevenleriz» diye cevap verirler. Bu sirada Siblî yüzünü onlara döner, sonra onlari taslamaya baslar, adamlar Veliden kaçarlar. Veli onlari «benden niye kaçiyorsunuz, eger gerçekten beni sevseydiniz, belâmdan kaçinmazdiniz» diye azarlar. Arkasindan sözlerine söyle devam eder:
Muhabbet ehli, sevgi kadehinden içtiler, beldeler ve yeryüzü onlara dar geldi, Allah (C.C)'i hakki ile bildiler. O'nun ululuk ve kudreti karsisinda saskin kaldilar. O'nun sevgi kadehinden içtiler. O'nun ünsiyet denizinde boguldular, yalniz O'na seslenmekten zevk alir oldular.
Arkasindan su beyti söyledi: Ey mevlâm! Sevgini hatirlamak sarhos etti beni. Sen sarhos olmayan hiç bir asik gördün mü?.
Söylendigine göre deve sarhos oldugu zaman kirk gün yem yemez ve her zaman tasidiginin bir kaç kati kadar yük sirtina vurulsa yükleneni tasimasizlik etmez. Çünkü kalbinde sevgilisinin hatirasi kipirdayinca artik ne yem yer ve ne de agir yük tasimaktan kaçinir, sebep sevgilisine karsi duydugu sevktir.
Deve deve iken sevgilisi ugruna nefsinin istegini gemleyerek agir yük tasimaya katlandigi halde siz Allah (C.C) için hiç bir yiyecek veya içecekten vazgeçtiginiz oldu mu? Allah (C.C.) için üzerinize herhangi agir bir yük aldiniz mi? Bu sayilan iyi amellerden hiç birini yapmamissaniz, sizin Allah (C.C) sevgisi iddianiz ne dünyada ne de Ahirette, ne insanlar gözünde ne Allah (C.C) katinda hiç bir seye yaramayan bos bir sözden ibarettir.
Hz. Ali (kerremellahu vechehu) söyle der:
"Cenneti seven kimse iyiliklere kosar. Cehennemden korkan kimse, nefsini asiri arzulardan alikor. Ölümün kaçinilmazligina inanan kimsenin gözünde dünyalik hazlar önemsizlesir.
Ibrahim el-Havvas'a (rehimehullahu) «muhabbet nedir» diye sorarlar. Su cevabi verir:: «istekleri yok etmek, bütün hacet ve sifatlari yakmak ve kulun kendisini isaretler denizinde bogulmasidir.»
|

|