|
|
Ahiret kardeşliği!!!
Allah için ahiret kardeşliği yapan, ahirette öz kardeşinden daha faydalı yardımları, ondan görür. Kim ahiret kardeşini ne kadar çok severse, Allah ü teâlâ da, onu o kadar çok sever. [Ey Oğul İlm.]
( Allah için dost olan, Cennette hiçbir ameli ile erişemeyeceği dereceye ulaşır.) [İ.Ebiddünya]
(Allah yolunda bir dost edineni, Allahü teâlâ affeder.) [İ. Rafii]
(Çok dostunuz olsun! Çünkü Rabbiniz kerimdir. Kıyamette dostları arasında, din kardeşlerinin içinde bulunan kuluna azap etmekten haya eder.)[Şir'a]
(İyi din kardeşi güzel koku satan kimse gibidir. Sana koku sürmese bile, yanında bulunduğun müddetçe güzel kokusundan faydalanırsın.) [Müslim]
Ahiret kardeşine yapılacak muameleler:
Senden para isterse, hemen cüzdanı çıkarıp eline vereceksin. İstediğin kadar al diyeceksin. Ne kadar lazımdı, benim de ihtiyacım var falan dersen öyle kardeşlik olmaz.
Her işte onu kendine tercih edeceksin. Malını, canını ondan esirgemeyeceksin. Arkadaşın yanında, şu benim, şu senin dememeli! Salihler, bu benim kalemim diyenle veya gel gidelim diye çağırdığı zaman nereye diye soranla arkadaşlık etmezlerdi. Bunu senin için yaptım demek de onu minnet altında bırakmak olur, soğukluğa sebep olur. "Arkadaşlık ince ve latif bir cevherdir. Korumasını bilmezsen kazaya uğrar" demişlerdir.
Özür dilerse, kabul edeceksin. Bir kusurunu görünce, yetmiş şekilde tevil edip onu temize çıkaracaksın. Yine kalbin mutmain olmazsa, (Sen ne katı yüreklisin! Kardeşin sana yetmiş mazeret buldu. Sen hâlâ kusur arıyorsun) diyerek kendini suçlayacaksın. Hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki:
(Özür dilemesinde samimi olmasa da din kardeşinin özrünü kabul edin. Böyle yapmayan Kevser Havuzunun başında yanıma gelemez.) [Hâkim]
(Arkadaşınla tartışma! Ona buna onun halini sorma! Belki ona düşman birine rastlarsın da, onun hakkında yanlış bir şey söyleyip aranızın açılmasına sebep olabilir.) [Ebu Nuaym]
(İki arkadaşın Allah katında en iyisi, arkadaşına karşı daha şefkatli davranandır.) [İ. Gazali]
Ona karşı vefalı olacaksın. Vefa demek, ihtiyaç halinde ona yardım etmektir. Arkadaşın kusurlarını görmemek, vefadandır. Arkadaşın dindeki ihtiyacı, maldaki ihtiyacından daha çoktur. Arkadaşlık, yakın akrabalık gibidir. Çocuğumuz bir günah işlerse onu hemen terk etmeyiz. Arkadaşı da hatasından dolayı terk etmek uygun olmaz. Kusurunu düzeltemeyen arkadaşı bırakmamalı, çünkü dört başı mamur arkadaş bulunmaz. Kusursuz dost arayan dostsuz kalır. (Külfetsiz nimet, dikensiz gül ve engelsiz yâr olmaz) demişlerdir.
Bir menfaat için arkadaşlık edenden uzak dur! Çünkü beklediği şey kesilince; özür kabul etmez. Arkadaştan hiç bir menfaat beklememeli. Ona hizmet etmek için arkadaş olmalı. Eğer bunun tersi olursa, sen kendine arkadaş değil hizmetçi arıyorsun demektir
Bugün, rüzgar bile denmeyecek hafif bir esintiyle sallanıyorsa, yıkılıyorsa, her bir tuğla diğer bir tuğlaya ne kadar kenetlendiğine bir bakmalı değil midir?
'Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!' düsturunu ne kadar hissedebildiğine, ne kadar yaşayabildiğine bir bakmalı değil midir?
Kardeşlik böyledir...Güzel günlerdir, zor günlerdir.
Biz, ahiret saadetine talibiz. Öyleyse ahiret kardeşliğidir beklediğimiz. Bu dünyada bitivermeyecek bir kardeşliktir.
Nefes alıp veren, bize dua edecek, belki bir hayrı dokunacak olana iyilik etmek değildir sadece kardeşlik dediğimiz. Aynı zamanda asıl yurduna göç eyleyen bir kardeşimizin evladını emanet, borcunu borcumuz gibi sırtımızda yük bilmektir.Bize buyrulan kardeşlik, ölümle son bulmayan, bu hayatla sınırlı olmayan bir kardeşlik.
Ey kardeş unutma fanidir dünya, gün gelir göçeriz inan, bu tatlı hayat ki bir anlık rüya, biterde gözümüzü açarız inan, gençliğin geçici ebedi sanma, tez gelir yaşlılık naçarız inan, şeytani sözlere sakın aldanma, mizanda kardeşten kaçarız inan, kalmasın mahşere hazırlan burada, maldan da yardan da geçeriz inan, inşallah bize de nasip olur da, Cennet-i Ala'ya uçarız inan...
"Söylesem Tesiri Yok,Sussam Gönül Razı Değil..."
Bir yol varsa hakikate varan Bir yolcu lazım kendini arayan Bir hancı varsa yolcuları ağırlayan Bir aşk lazım yola koyduran.. Yolcu yolsuz olmaz Gönül ehli yolda kalmaz Aşk olmadan yol alınmaz...

Allahım! Senin af ve mağfiretinin dairesi, bizi bela ve musibetlerden uzak tutacak kadar geniştir. Bize rahmetinle muamele buyur Allahım! Gazabından bizi emin kıl Rabbim.
 Allahım! Sen'den dünya ve ahirette af ve afiyet diliyoruz. Her türlü semavi ve arzi afet ve belaları üzerimizden uzaklaştırmanı istiyoruz.
 Allahım! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz hatalarımızı, günahlarımızı bağışla. Bizlere merhamet buyur. Şüphesiz Sen merhametlilerin en merhametlisisin.
 Allahım! Kalb katılığından, gafletten, dalaletten, zilletten, miskinlikten, küfürden, fısktan, nankörlükten, riyadan, sadece Sana sığınırız. Sen bizleri koru. Güç yetiremeyeceğimiz bela, fitne ve musibetlerle bizi imtihan eyleme Allahım!
 Allahım! Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doyma bilmeyen nefisten, yaşarmayan gözden ve icabet edilmeyen duadan sana sığınırız. Bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden Sen bizleri koru Allahım!
Allahım! İhsan buyurduğun nimetlerini geri almandan, azabının ansızın gelip çatmasından, gazabına sebep olacak şeylerden Sana sığınırız.Bizlere yol göster Allahım!
 Allahım! Sana itaat edilir, Sen karşılığını verirsin; Sana isyan edilir, Sen bağışlar ve af edersin, darda kalanlara icabet eder, zararı, sıkıntıyı ortadan kaldırıp, hastalara şifa, dertlilere deva verir, günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin. Sen bizlerin dualarını kabul buyur Allahım!
 Allahım! Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen'i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen'den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan, ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle.

Allahım! "Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi, Kimsesiz kaldık medet ey, kimsesizler kimsesi"
Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allahım! Mahlukatın adedince, Zatının rızası, arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebince Hz. Muhammed (sas) ve O'nun ehli ve ashabı üzerine salat eyle.
Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! Bela ve musibetlerin sağanak sağanak üzerimize yağdığı, ardı arkası kesilmeyen depremlerle inim inim inleyip çaresiz kaldığımız şu günlerde, çaresizlerin yegane çaresi Sensin deyip Sana yalvarıyor, halimizi Sana arz ediyoruz. Celalinden cemaline, kahrından lütfuna sığınıyoruz. Bizim Rabbimiz Sensin. Sen, bizleri semavi ve arzi musibetlerin eline teslim etmeyecek kadar merhametlisin. Bizleri her türlü kötülüklerden muhafaza buyur!
Amin.. Amin... Amin...

Tüm Dost ve Arkadaşlarım!
Cumanız Mübarek Olsun, Rabbim Yapacağınız Her Türlü İbadet Ve Taatlerinizi Kabul Eylesin.
|
O Allah'tır ki, Ondan başka ilâh yoktur. Er-Rahmân (Zâtı itibariyle merhametlidir), er-Ra-hîm (rahmetiyle mahlûkatına merhamet edendir), el-Me-lik (her şeye sahip ve mutasarrıftır), el-Kuddûs (her şeyi tertemiz yapan ve kendisi her türlü lekeden münezzeh olandır), es-Selâm (kusurlardan salim olup mahlûkatına esenlik verendir), el-Mü'min (güvenlik verendir), el-Müheymin (yarattıkları gözetip kollayandır), el-Azîz (her şeye galip ve üstündür), el-Cebbâr (kulların işlerini düzelten ve iradesine göre onları yönetendir), el-Mütekebbir (yegâne azamet sahibidir), el-Hâlık (yaratıcıdır), el-Bâri' (düzgün ve ahenkli yaratandır), el-Musavvir (eşyaya şekil verendir), el-Ğaffâr (günahları bağışlayandır), el-Kahhâr (kudreti ile her şeyi emri altında tutandır), el-Vehhâb (nimet ve bağışları bol olandır), er-Rezzâk (rızık verendir), el-Fettâh (yarattıkları arasında hüküm veren ve bütün kapıları açandır), el-Alîm (her şeyi bilendir), el-Kâbız (ihsan ve lütuflarını kabz edendir),
|
|
|
|
el-Bâsit (ihsan ve lütuflarını bast edendir), el-Hâfıd (alçaltandır), er-Râfî' (yükseltendir), el-Mu'izz (aziz kılandır), el-Mü-zill (zelil kılandır), es-Semî' (her şeyi işitendir), el-Basîr (her şeyi görendir), el-Hakem (hükmü geçersiz kılınmayan hâkimdir), el-Adl (tam adalet sahibidir), el-Lâtîf (lütuf ve ihsanda bulunan, gizli ve ince şeyleri bilendir), el-Habîr (her şeyden haberdar olandır), el-Halîm (günahkârlara ceza vermekte acele etmeyendir), el-Azîm (ululuk mertebelerinin en üstünde olandır), el-Gafûr (çok bağışlayandır), eş-Şekûr (az amele çok sevap verendir), el-Aliyy (pek yücedir), el-Kebîr (ululuğu yanında her büyüğün küçüldüğü mutlak büyüktür), el-Hafiz (her şeyi koruyandır), el-Mukît (rızık verendir), el-Hasîb (muhtaçları mustağnî kılandır), el-Celîl (celâl sıfatları ile vasıflanandır), el-Kerîm (ezelen ve ebeden kerem sahibidir), er-Rakîb (her şeyi gözetleyendir),
|
|
|
|
el-Mücîb (dua edenin duasını kabul buyurandır), el-Vâsi' (bol bol veren her şeyi ilmi ile kuşatandır), el-Hakîm (hikmet sahibidir), el-Vedûd (sevilen, seven ve mahlûkat arasında sevgi var edendir), el-Mecîd (ikramı bol ve şerefli olandır), el-Bâis (ölüleri diriltendir), eş-Şehîd (her şeye şahit olandır), el-Hakk (imkan mümkün olmayandır), el-Vekîl (her şeyi tedbir ve idare eden, hiçbir şeyi korumak ve idare etmek kendisine ağır gelmeyendir), el-Kaviyy (her şeye gücü yetendir), el-Metîn (kuvvetli olandır), el-Veliyy (yardım edendir), el-Hamîd (hamdedilmeye ve övülmeye müstahak olan, karşılık veren ve mahlûkatın işlerini tekeffül edendir), el-Muhsî (hiçbir şey kudreti ve ilmi dışında kalmayan ve her şeyi tek tek bilendir), el-Mübdi' (yoktan var edendir), el-Mu'îd (öldükten sonra tekrar diriltendir), el-Muhyî (hayat verendir), el-Mümît (öldürendir), el-Hayy (hayat sahibidir), el-Kayyûm (bizatihi var olup başkasına muhtaç olmayan ve her şeyin varlık ve bekası kendisine muhtaç bulunandır),
|
|
|
|
el-Vâcid (dilediği her şeye sahip olan), el-Mâcid (kerem ve şerefi büyük olandır), el-Vâhid (zâtında birdir ve eşi yoktur), es-Samed (ihtiyaçtan münezzeh olup kendisine daima muhtaç olunandır), el-Kadir(kudret sahibidir), el-Muktedir(kudretine nihayet olmayandır), el-Mukaddim (varlıkları birbiri üzerine takdîm edendir), el-Muahhir (varlıkların bir kısmını diğer kısmından sonraya bırakandır), el-Evvel (bütün eşyadan önce var olandır), el-Âhir (her şey helak olduktan sonra bakî kalandır), ez-Zâhir (sayısız açık delillerle varlığı meydandadır), el-Bâtın (varlığının keyfiyeti gözlerden ve idrakten saklı olandır), el-Vâlî (bütün varlıkların hükümdarı ve mutasarrıfıdır), el-Müteâlî (yüce zatına uygun olmayan her şeyden münezzeh olandır), el-Berr (ihsan sahibidir), et-Tevvâb (kullarının tevbesini ziyadesiyle kabul edendir), el-Müntakım (müstehak olunan miktarda cezalandırandır),
|
|
|
|
el-Afüvv (günahları bağışlayıp silendir), er-Ra'ûf (çok şefkatlidir), Mâlikül-Mülk (mülkün sahibi, onda dilediği tasarrufu yapan ve onu geçerli kılandır),Zül-Celâli vel-İkrâm (ululuk ve ikram sahibidir), el-Muksit (zulmü giderip, adaleti icra edendir), el-Câmi' (Kıyamet günü insanları bir araya toplayandır), el-Ğaniyy (Zatında, sıfatlarında ve işlerinde hiçbir şeye muhtaç olmayandır), el-Muğnî (hikmet gereği her şeyden ihtiyacı giderendir), el-Mâni' (önlenmesi gerekli şeyleri önleyendir), ed-Dârr (zarar veren şeyleri yaratandır), en-Nâfî' (faydalı şeyleri yaratandır), en-Nur, el-Hâdî (hidayet edendir), el-Bedî' (örneksiz ve yoktan icad edendir), el-Bâkî (baki olandır), el-Vâris (bütün mahlûkat yok olduktan sonra baki kalandır), er-Reşîd (hidâyete erdirendir), es-Sabûr (âsi ve günahkârları cezalandırmakta acele etme
yendir).
 |
***
Cehennemlik görmek isteyen, kendi oturduğu halde, başkasını ayakta tutan kimseye baksın!
***
Şu üç şey kibirdendir: Sual sormamak [danışmamak], hatasını söyleyene teşekkür etmemek ve insanlardan dua istememek.
Kibir, kendisini başkasından üstün görmektir. Kibirli, kendini başkasından üstün görmekle, kalbi rahat eder. Burada başkasını düşünmez. Kendini ve ibadetlerini beğenir. Kibir; kötü huydur, haramdır. Allahü teâlâyı unutmanın alametidir. Çok kimse, bu kötü hastalığa yakalanmıştır. Kibirli olan, salih insan olamaz.
Tevazu sahibi olabilmek için dünyaya niçin geldiğini, nereye gideceğini bilmek gerekir. İnsan, hiç yok idi. Önce bir şey yapamayan, hareket edemeyen bebek oldu. Şimdi de, her an hasta olmak, ölmek korkusundadır. Nihayet ölecek, çürüyecek ve toprak olacaktır. Dünya zindanında, her an, ne zaman azaba götürüleceğini beklemektedir. Ölecek, leş olacak, böceklere yem olacak, kabir azabı çekecek, sonra diriltilip kıyamet sıkıntılarını çekecektir. Cehennemde sonsuz yanmak korkusu içinde yaşayan kimseye tekebbür mü yakışır, tevazu mu?
Allahü teâlâ ilim gibi, kudret gibi bütün sıfatlarından kullarına biraz ihsan buyurmuştur. Fakat yalnız üç sıfatı kendine mahsustur. Bu üç sıfattan hiçbir mahlukuna vermemiştir. Bu üç sıfatı, kibriya, gani olmak ve yaratmak sıfatlarıdır. Kibriya, büyüklük, üstünlük demektir. Gani olmak, başkalarına muhtaç olmamak, her şeyi Ona muhtaç olmak demektir. İnsan ise ihtiyaç sahibidir. Allah yaratıcıdır, insan ise yaratıktır, fânidir. Bunun için kibirlenmek, Allahü teâlânın sıfatına, hakkına tecavüz etmek olur. Kula kibirlenmek yakışmaz. En büyük günahtır.
|